( 🌹 Ali Turab ile Sevda Hikayesi🌹 )
AŞK! AŞK! AŞK!
Asıl adı Maksut'dur. Maksut, Erzurum Çiftlik (köyü) mahallesinde 1964 yılında doğar. Ailenin tek erkek çocuğu, dört kız kardeşin sonuncusu olup pek nazlı büyür. Bir tane olduğundan dolayı zaten hep bir tanelerin başına geliyor böyle şeyler. Anne soyu Sevkâr ocağından olan Seyyit evladı Resul olup Hz. Hüseyin’e dayanmaktadır. Doksan bir yılında bir muhabbete bir aşka düşer. Hz. Hızır AS tarafından doldurulur. Âliyel Murtaza Kerremallahu veche tarafından ilim, irfan, ahlak ve kulluk öğretilir. Seyyit Muhammed Ali Hz. leri tarafından yol yürütülüp yetiştirilir. Bu lütf-u ihsana erişirken, mana aleminde siyah çerçeveli bir ayna içerisinde, siyah saçlı kalem kaşlı şöyle yandan bir yüz gösterilir. “Evlâdım bunu sana verdik ve bunu sen arayıp bulacaksın” derler ama sizlere kavuşmak yok. Nerden nasıl bulabilsin ki? Aşık, maşukunun ismi yok. Doğduğu şehir ve yaşadığı köy kasabanın adı bile yok. Zordu tâbi ne aşık Kerem, ne aşık Sümmani ve ne de diğer âşıkların aşkına benzemişti âşık Maksut'un aşkı. Onların belli bir adresi var idi ve badelendiği maşukalarının isimleri belli idi. Ama bu garip Aşıkta böyle bir şey yoktu. Ahir zamanda son aşık olduğu için aşk yolunda çekeceği zor olacak ki.! Emir ferman olunur. Âşık mana âleminden uyanır bir hoş olur ve hayretler içerisinde kalır itiraz etse de dahi uygulamaktan, başka bir şansıda olmaz bunu yapacaksın denilir. Âşık bakar, yapacağı iş gerçekten çok zor âmâ gönlüde bir türlü susmaz o şaşkın duruşu ile gözlerinden iki damla yaş gelerek bu cinas dörtlüğünü söyler
Dağlar beni dağlar beni
Yâr içimden dağlar beni
Dedim yara vuslat olam
Koyvermedi dağlar beni
Bir yandan emaneti taşıyacaksın, bir yandan Ariflik yapacaksın, bir yandan hizmet edeceksin ve bir diğer yandan aynada görülen güzeli arayıp bulacaksın. Burada şimdi Üstad Ali Turab ne yapsın. Ne idi suçu. Aklı başından gitmişti zaten ve bu bir emirdir bunu başaracaksın talimatı verilir. Bir de derler ki aşk ateşten gömlektir oğul, giyebilirsen, demirden leblebidir yutabilirsen. Derken ayaklarına demir çarık giydirirler, eline de bir demir asa verirler. Bu demir çarıklar ne zaman delinir ve bu demir asa ne zaman yıpranırsa, sen o zaman belki kavuşur ve görüşe bilirsin derler. O vakit hadi yolun açık olsun der ve çekip giderler. Âşık Ali Turab gönlüne dökülen dizeleri şöyle dile getirir. Destur ya Hz. Pir diyerek başlar bakalım ne der;
Deli gönlüm düştü bu garip aşka
Günden güne sararıpta soluptur
Bu sevda sinemi yakar bir başka
Hiç acımaz şu kalbime doluptur
Çok ihsan eyledin Yârabbi bana
Nekadar şükretsem azolur sana
Ben nasıl varacam bu şirin cana
Bilmiyorum hangi yanda oluptur
Nazlı yâr sevdası başımda tüter
Korkarımki beni bak bu aşk yutar
Ben aşktan kaçarım bi sima tutar
Yarap benim halim imdi noluptur
Bende anlamadım bu nasıl yazı
Çıkmaz şu sinemde onulmaz sızı
Bilmem hangi ağa hangi bey kızı
Görsem başta saçlarını yoluptur
Dediler hey Maksut sen yarin ara
Size nasip olmaz kavuşmak yara
Hemen çağır Piri düşmeden dara
Ben ol yar-i ne zamanda buluptur
Diyerek sözlerini bitirir. Aşk adeta aşık Ali Turabı zorluyordu. Annesi Ocak zade kızıdır. Bir oğlu olduğundan dolayı biraz nazlı yetiştirildiğinden olacak ki dışarı çıkmamış ve kendisi bu gibi hallere alışık değildi. Hiç gurbet hayatı da olmamıştı. Fakat Aşk bunu iyiden iyiye sıkıştırıyordu. Bir türlü derdini anlatamıyordu, içindeki feryadını dile dökerek bu gelen sözlerle ancak sakinleşebiliyordu
Yara beni yara beni
Tez söyleyin yara beni
Eğer derman getirmese
Tez öldürür yara beni
Halini anlayışla anlayanda yoktu. Aşk peşine yârini bulmaya kararlıydı. Bir çaresi de kalmamıştı, nihayet sonunda tura çıkmaya karar verir. Bu esnada Allah'tan yardım ister. Ben böyle bir şey yaşamadım sen beni koru ve kolla Yarab.! diyerek seyyahlığa çıkar. Gerek şu Türkiye'nin dört bir köşesini gerekse birkaç dış devletleri dolaşmaya başlar. 1997 Senesinde Hicaza 4 yıl arayla Mekke ve Medine’ye gider gelir ve hemen akabinde Irak Erbil’e kadar gider. Irak topraklarına ayak basınca hemen ayağa kalkıp kıyam durur burası “Şah-ı Merdan Ali Hasan Hüseyin ve Ehl-i Beyt'in yurdudur.” Der, ziyaret etmek ister. O günün şartları yasak bölge olduğundan dolayı müsaade etmezler. Erbil kalesini ve çevresini gezer dolaşır. O anda bir bölük turnada havada süzülerek gidiyor. Bırakmadılar ziyaret etmeye bari ceddime bir selâm göndereyim der; bakalım ne der.
Eğer uğrarsanız bağdat şehrine
Şah Ali'me selam verin Turnalar
Gitmez konarsanız fırat nehrine
Dikkat edin suyu serin Turnalar
Çok Serin Fırat'ın coşkun suları
Mervanın başında seytan yuları
Gezer sessiz sessiz var aduları
Hüseynime kanat gerin Turnalar
Alçak uçun tozlu çöldür kerbela
Orda Şehit düştü Hüseyn-i âlâ
Ehl-i Beyte tüm ses okuyun sela
Zeynep Sakine'ye erin Turnalar
Zeynep ağlar kardeş bacı diyerek
Tamamen yetmiş,üç naci diyerek
Maksut un gönlü dert acı diyerek
Sormayın derdimi derin Turnalar
Belki bir himmet olur, bir el atarlar diye bir selâm ile derdini duyurmak ister. Bir durgunluk çöker ve kendi kendine mırıldanır. “Bu turnalar sılalarına dönüş yapıyorlar, sevdiklerine, vatanına kavuşacaklar. “Ya benim halım ne olacak” der. Onlara tekrar bir daha seslenir. Bakalım ne der;
Gökte uçan yeşil başlı turnalar
Bende sizler gibi olacakmıyım
Ledün pınarında akan kurnalar
Şah-ı Merdan ile dolacakmıyım
Dört tokmakla o nefsini ezenler
Bu aşk ile tatlı candan bezenler
Kerem ile mecnun gibi gezenler
Bende nazlı yar-ı bulacakmıyım
Ali Turab kolay olmaz dolaşmak
Çok çetindir aşk işine bulaşmak
Ne zor imiş yar şehrine ulaşmak
Yar-i bulamasam solacakmıyam
Oradan tekrar geri döner. Mısır Kahireye kadar gider. Sokak sokak, belde belde kimi görse acaba bu mu diye çok üstünde dururdu. Hz İmam Hüseyin ve Hz Zeynep ananın türbelerini ziyaret eder. Onların huzurunda divan durur. Murakabeye dalarak gönül dili ile Ali Turab'la hoş beş ettikten sonra “Evlâdım ne işin var buralara neden geldin?” Ali Turab üstat “Ey ceddi, hem sizi ziyaret etmeye hem de bir yitiğim var onu bulmaya geldim” der. Keşfi gubur sırrında bu gibi haller olabiliyor ve akabinde bu divan-i gönül dili ile Dedesi Hz Şah imam Hüseyin ve halası olan Zeynep annesine söyler. Bakalım ne söyler. Derdine çare Hz. Allah cc sığınarak canfeda ondan olunca bakalım ne der;
Yarab! aşk yolunda kesin kararım karış karış
Bak hasretle sarp dağları yararım karış karış
Şu sevdayı istemezken nerden çıktı şimdi bu
Biryer koymaz göz ucuyla tararım karış karış
Tut elimden kaldır beni hey âşıklar Rehber-i
Ne çektim ya bilirmisin aşka düştükten beri
Kolay bulunmaz bak ol yar belli değildir yeri
Ben ne edem nasıl bulam ararım karış karış
Ali Turab herbir vakit âşktan şansım olmadı
Aşk-ı mı dolu almadı boşa koydum dolmadı
Umrunda değildir yarin bizden yana solmadı
Hiç görmedim ben kârını zararım karış karış
On iki tarikat adabına uyarak, ona göre sohbet muhabbet ederdi. Çeşitli imtihanlara tâbi tutulur ve bazı zaman hastalara okuyarak, Hakkın bi izni ile şifaya kavuşturulurdu. Birçok Pir ocaklarını gezerek hizmetinde bulunur, sohbet eder insanların dertlerini dinler arada bir dalıp gider düşünür kendine geldiğinde “ya benim bu göz yaşım, ya bu feryadım ya boşa çıkarsa” düşüncesiyle bakalım kendindeki gönlüne ne söyler.
Gönül o şansını sakın sınama
Ya seni sevmeyen biri çıkarsa
Aşka düşenleri bence kınama
Karşına bir sevda Pir-i çıkarsa
Hak dolu içirir bir Kâmil zattan
Ne seyran ettirir tâ yedi kattan
Bak sana tattırır ab-u hayattan
Ne yapcan ezelin sırr-ı çıkarsa
Maksut o aşk tatlı ya biber ise
Sen seversin o yâr bi,haber ise
Pir Azam bir nefes beraber ise
Hem aşk ölü sanıp diri çıkarsa
Başında sıkıntı, darlık, yalnızlık ve hasret denilen dört tokmağın biri kalkıp biri vurduğu o vakit, Zuhurat ‘ta iki Cihan Güneşinin çağırdığı bir işaret ile umreye gider. Günde yedi hurma ile kırk gün huzurunda kalır. Tekrar geri döner gelir ve bir işaret bir sonuç alamayınca oturup bir köşede düşünen Ali Turab yaratana seslenerek;
“Ey Yüce Allah'ım bana yardım et, artık yoruldum” der ağlamaya başlar. O sırada Pirimiz Sultanımız Hünkâr Hacı Bektaş-i Veli Hz. yanında bulunur. “Sen neden böyle içten içten ağlıyorsun oğul?” der. “Birçok yerleri ve Pir ocaklarını gezdin ve bulamadın, bir tek bizim ocak kaldı, hadi git bizim dergâhımıza hizmet et ve orada bulursun” der. Aşık dönerek bakar Hz Pirin yüzüne, bu dizeleri sıralar hem bu sevdayı başına saranları ve hem de aşk yolunu zorlaştıranlara bir sitem olarak, bir tatlı tebessümle Pir Hünkâr hazretlerine söyler. Bakalım ne der;
Karşılıksız kör sevdaya kattılar
Peki ne bu çile yâr haberdarsız
Acımadan dertten derde attılar
Varalım sen ile yâr haberdarsız
Sevda ayağımı soktu bir dona
Aşıklık sırrında geldik en sona
Bir ip ucu bilem vermedin ona
Gelmelimi dile yâr haberdarsız
Ali hemen seslen ol Şahın Şaha
İçimde bu yara kapanmaz daha
Yarda hiç insaf yok gelirmi raha
Halimi kim bile yâr haberdarsız
Sözünü bitirdikten sonra;
"Ben hiç onu tanımıyorum, bilmiyorum, ismi yok, nasıl bulacağım Efendim Sultanım?" der. Hz Pir; “Oğlum sen git sana ilk yakın olan seni karşılayan ve seninle ilgilenen alakadar olandır, sakın iknâ etmeye kalkma inanmayabilir, hiç zorlama işini zorlaştırabilirsin“der ve bir yandan sevinen bir yandan da garipleşen Âşık Ali Turab üstad “ya o kişi beni terslerse olumsuz sözler ederse” düşüncesiyle birazda çekimser kalır. Pir Hz leri "Evladım korkma bizim sözümüz Hakkın sözüdür. Erenlerden biri bir söz söyler diğer erenler onun sözünü bozmaz, kırk kişide olmuş olsak ağzımız birdir gönlümüz birdir. Ve bir ağızdan çıkar uygulanır hadi git bizimle irtibatını kesme" der. Ali Turab sonsuz teşekkür ederek ve Pirin kıymetli sözünü tutarak gider. O sırada döner bir bakar kendine ayaklarındaki demir çarıklar delinmiş elindeki demir asa yıpranıp incelmiş hiçbir ikilik kalmamıştı. Ali Turab'ın kalbinde ve dergâha vardığında aynen Pirin dedikleri bir bir çıkar. Bir selam vererek kolay gelsin diyerek tanışırlar. Tabi birazda çekinir Âşık Maksut. Bir türlü açılamaz, ona bu aşk-ı anlatması lazım. Bir iki defa can seninle konuşmam lâzım dese de ne oldu yine diyerek geçiştirir. Fazla yaklaşamaz tepki gösterir diye fakat aşık o kadar dert o kadar sıkıntı çekmiş ki onunda çekmesine hiç gönlü razı olmaz ve bir fiil yirmi altı sene ağlayan aşık Maksut, o anda her şeye hazırlıklıdır. Hâk aşkıyla yanıp pişen Aşık baba onun da olgunlaşmasını yanıp pişmesini ister ama nasıl olacaktı? Sevdiğine bir şey diyemiyor derdini anlatamıyor. Çünkü sevdiğinin bir şey den haberi yok inanmaması da normal ve düşünebilir birisi çıka gelmiş. Ben seni yıllardır arıyorum kim inanır bu olaya? Normal karşılar ve bir fırsatını bulur açıklar aşkını söyler tâbi o sırada Hakka Resulullah’a on iki imamlara bütün silsile erkânına boyun keser ve Mürşid-i Muhammed Ali'den yardım ister. Maşuku gâh hoşuna giderek gâh kızarak duruşunu gösterir tatlı sert bir duruşla. "Ee, N'olucak şimdi...! Aşkını da ilan ettin sakın ben-i bir daha rahatsız etme der tepkisini koyar bu durumdan gönlü buruk olan Ali Turab “Ya bunda kızılacak ne var iki dakika dinleseydi ben-i ve benim sadık ve dürüst olduğumu anlar bu davranışta bulunmazdı” deyip içinden bir ah çekerek şu dörtlüğü söyler
Aslı bende aslı bende
Ehl-i aşk-ın aslı bende
Şu Keremi aratmayan
Var bir aksi aslı bende
Şaşırmıştı bu tepki karşısında Ali Turab ve yine de çok olgun karşılayarak Şeyhi Muhammed Ali ve Pir Hünkâr Hacı Bektaş-i Veliye münacat eder bakalım nasıl bir münacatta bulunur ve hangi üslûpla arz-u halini sunar;
Pirim dedin gelip buldum o yar-ı
Öyle zor bir kızmış hazırlar dar-ı
Ben taşa çalmışım namus,u ar-ı
Gel şimdi ikna et cana birşey de
O sahidir benden yana birşey de
Pirim senin emrin başıma taçtır
Hepten karşı yarin gönlünü açtır
Bir katre sun abu daneden saçtır
Gel şimdi ikna et cana birşey de
O sahidir benden yana birşey de
Pirim ne hal geldim gurbet illere
Ben bildim ismini demem ellere
İstemem düşmesin o yâr dillere
Gel şimdi ikna et cana birşey de
O sahidir benden yana birşey de
Pirim sana karşı ikrarım tamdır
Bu Ali Turab'ın hicrandır gamdır
Yakın olsa bana haleptir şamdır
Gel şimdi ikna et cana birşey de
O sahidir benden yana birşey de
Ve arada bir ufak tatsızlık yaşar. Nihayetinde Pir hazretleri maşukunun gönlünü işgal eder. Bazı hiç yaşanmamış haller zuhur eder. Hayret eder, oda gizlilerde ağlamaya ve düşünmeye başlar. Bunun halini sezen Ali Turab “Bu benim kadar dayanamaz, belki diline de sahip olamaz ifşa eder sırrını” der. Yaratana yalvarır bakalım nasıl bir yakarışta bulunur;
Geniş et sadrını çaresi senden
Yanar dayanamaz aşk ateşine
Başına geçeni şimdi o benden
Sanar dayanamaz aşk ateşine
Gizlice duymalı gaipten sesin
Aşklık ne imiş hay Allah desin
Sana yalvaracak işte bu kesin
Anar dayanamaz aşk ateşine
Alim ol yâr basar dert narasını
Korkam sevda açar kul arasını
Bir tek ben bilirim aşk yarasını
Kanar dayanamaz aşk ateşine
Ve diğer tarikatlarda olmayan Bektaş-i tarikatında rızalık alma ve dar didar olma inceliğini öğrenir. Kendisinden bir türlü rızalık alamaz. Nitekim bir sorunda kalmamıştı zaten,bulmuştu aradığını. Pir hazretlerinin sözünü yerine getirmişti artık bu mevzuu orada kapatır;
Alevidir alevidir
Serdiğim kız alevidir
Gayr-ı ihtiyarsız beni
Yakan aşkın alevidir
Ve bu son dörtlüğünü söyleyerek Muharrem ayının dördüncü günü yası mateme bürünmüş bir halde Pirin eşiğini öperek, Bektaş-i Dergâhından ayrılır. Dönüp giderken gözünden göz yaşı sızıntıları ve gönlüne de hikmet daneleri dökülmeye başlar. Kendisini tutamayan Seyyit Ali Turab baba bakalım ne der;
Tam şimdi ağlama sırası yarda
Ne yari güldürür aşk nede ben-i
Kurtulamaz gönlü har ile zarda
Öyle bir yana ki cezb ede ben-i
Eyvallah etmedim yokluğa vara
Bir aşk oku yedim yüreğim yara
Çekilmek istendim yâr için dara
Ne dâr çeke bildi ne dede ben-i
Ali Turab görmez Şehrini aşkın
Tatsa al kadehten zehrini aşkın
Yâr çekmiş olaydı kahrını aşkın
Ölümsüz kılar dı aşk vede ben-i
Bütün aşka dürmüş, Ehl-i Aşıklar hep böyle zorluklarla meşakatlerle karşılaşmışlardır. Ve Şeyhim Seyyit Ali Turab, efendimizin bizde bu yirmi altı senelik hikâyesini böylece bitirmiş olduk....
Bir deyişle nihayetlendirelim;
Sunam zülüflerin döktür yüzüne
Seyredelim gül cemalin yâr deyu
Sanki bi şey bak takılmış gözüne
Ol sinede tomurcuklar var deyu
Göğüsleri baş kaldırmış sineden
Gören âşık her an geçer iğneden
Yâr seni sarmaya yoktur bineden
Bir demezsin gelde beni sar deyu
Takmış başa parlar tokası tacı
Ali Turab çekmiş dert dolu ac-ı
Bu gönül derdi,nin yokmu ilâcı
Yâr bir türlü soramıyor ar deyu
Gül demedi gül demedi
Pirim bana gül demedi
Nice yıl dır ağlıyorum
Bir gün olsun gül demedi
Son.
DİVAN
Yokluk elinden gelmişem iki cihan-ı bilirem
O Hakile bir olmuşam kevni mekan-ı bilirem
Hak ile nur arasında yaratılmış o aşk benim
Levlake levlak sırrından can-ı cananı bilirem
Ab-ı hayat çeşmesin,den beni diri kılan cenap
Sırr-ı menaref dersinde nefsi Rahmanı bilirem
Veneh-nu agrabu ileyh kim hisseder yaradanı
Bin bir kelamı hatmeden canlı kur-anı bilirem
İlmiledün deryasını Muhammed Ali'yle geçtik
Hızırda olan katrenin müphem imkânı bilirem
Ali Turab varlığın,dan miskali zerre kalmasın
Kim vuslatı yâr olmaya vakt-i zaman-ı bilirem
MÜSTEZAT DİVANI
Aşığa aşkın esrarı ol zatı mevladır.
Levlake levladır
Ancak gönlündeki yari ol zülfü leyladır. Gayrısı hevadır
Kim demiş bir ehli aşık ki boş söz konuşur. Yersizmi konuşur
Bilmez misin içindeki bir dil yarasıdır.
Aşk fukarasıdır
Aşığın sadrından çıkan sır ilmiledündür.
Bir ahvayı güldür
Mihmandır gönül şehrinde ol ruhu şeydadır. Taktiri Hüdadır
Aşığın tek bir nefesi bin derde devadır
Merhemi şifadır
Salar narı ateşine hem cevrü cefadır
Âşk ile sevdadır
Bizdeki aşkın bir katresi yedi deryadır.
Hem ilmi kimyadır
Maksudun gönlüne doğan hurşidi azamdır. Envari ziyadır
SATRANÇ
Cana ne tedbiri aşk bu sarhoş olur o meyden
Tedbiri aşk bu denlimi tam çıkmaz viraneden
Sarhoş olur geçer candan kendine gelirmi hiç
O meyden viraneden gelirmi hiç meyhaneden
Cana bu aşkın yüzünden düşoldum o aha hu
Yüzünden kalkmadı nikap attı pir sevdaya hu
Düş oldum yâr sürdü beni ıp ıssız sahraya hu
Aha hu sevdaya hu sahraya hu peymaneden
Cana senden hakkı anan çalınan saz ilmi hal
Hakk-ı anan hatırlatan cümbüşi vech-i Cemal
Çalınan Saz Maksut,a der ler ehl-i aş-ka helâl
İlmi hal vech-i Cemal aşka helâl mestaneden
SEMAİ DIVAN-I
Burya sevda bahr-i derler geri durma hemen dal
Dediler aman ayrılma mümtaz aşk semtinde kal
Kaldım vahdet köşesinden çekilmez oldu bu hal
Canda canan uzak durmaz hasretin yakar ey,yâr
Ey,yâr benim senden başka sığınacak kimim var
Sen muhibban cananısın mahşer yerin surusun
Bezm-i elest'tan bu vakte kudret çarkın turusun
Varlığımdan haberdarsın arş-ın kürsün nurusun
Canda canan uzak durmaz hasretin yakar eyyâr
Eyyâr benim senden başka sığınacak kimim var
Seyyit Muhammed Ali,den menaref dersi aldım
Hem Köşeyi meyhane,de bir tek başıma kaldım
Ali Turab zaman zaman dert sevdasına daldım
Canda canan uzak durmaz hasretin yakar eyyâr
Eyyâr benim senden başka sığınacak kimim var
TERCIHİ BENT
Muhammed Mustafanın açan iki gülleleri
Şol Ehl-i beyt bağında öten aşk bülbülleri
Velayet saçar kokun yansıtan sümbülleri
Kemer best bağlamışlar el açan fülfülleri
Ne diyem sana yezid yaktın tüm gönülleri
Asuman çekti yasın hem siyahlar bağladı
Yetmişiki can kaldı bir yudumsuya hasret
Celâl Abbas tek kalmış tenhayı kerbelada
Hüseyin sen tez yetiş başı çıkmaz belada
Bu saltanat uğruna ters düştü doğru raha
Hezaran lanet olsun düşsün yezid bu aha
Bir hilafet uğruna düşmüş ya şöhret şana
Şimir kolların kopsun nasıl kıydın şu cana
Dört biryanı sardılar geri dönmez bir daha
Sardı zulmet bulut,lar anda yer gök ağladı
Yetmişiki can kaldı bir yudumsuya hasret
Celâl Abbas tek kalmış tenhayı kerbelada
Hüseyin sen tez yetiş başı çıkmaz belada
Ali Turab Hüseyin birçok mektuplar almış
Elbet bi hiç uğruna cenke gümana dalmış
Lanet olsun yezide nefsin emrinde kalmış
Gözü bir şeyi görmez hırsı öfkeye salmış
Hem iki kolun bir den kafir ler kılıç çalmış
Zeynebin revan olmuş göz yaşları çağladı
Yetmişiki can kaldı bir yudumsuya hasret
Celâl Abbas tek kalmış tenhayı kerbelada
Hüseyin sen tez yetiş başı çıkmaz belada
RUBAİ
İşimde münacaat olur Mevlaya benim
Bana dokun sen dokunma leyla benim
Onun için leylü nehar yandım o aşktan
Katre göz yaşım karıştı deryaya benim
Kimi kerem olup yandı aşkın yüzünden
Kimi toz çölü su sandı aşkın yüzünden
Kimi sarp kayada andı aşkın yüzünden
Hiç alakası yok kalbim sevdaya benim
Mecnunun çıktı adı bu aşk sahrasında
Mansuru berdar ettiler aşk sahbasında
Ali Turab bulmuş yarin aşk tenhasında
Ya Hak çok ihtiyacım var duaya benim
YOKTUR BIZIM
Lamekân ilinden geldik yuvamız yoktur bizim
Kalpte varlık taşımayız kovamız yoktur bizim
Ben bende değilim zaten ben en-el hak aşığı
Islah etmişiz tam nefsi hevamız yoktur bizim
Varlık dağlarını deldik kalp,lere hayat verdik
Ehli-beyt,in bahçesinde bir çok gülleri derdik
Şah velâyet hanesinden Şahlar Şahına erdik
Çıkardık sinelerden masivamiz yoktur bizim
Ben Seyyit Ali Turab-ım terki tenha kılmışız
Dersi Menaref içinde hakkel yakin bilmişiz
Bak tamamen incecik bir kılı kırka dilmişiz
Nefisten baska biriyle davamız yoktur bizim
BİLMEZEM
Ne müşküldür benim işim ateşi narı bilmezem
Görmeden sevdim o yarı dahi bi yarı bilmezem
Açıldı gözümden perde seyreyledim bu âlemi
Ben o yarda hiç olupta yokluğu varı bilmezem
O sırrı içimde dedim kim duydu enel,hak sözü
Şeriattır benim yolum mansuru darı bilmezem
Ne vakit varlıktan geçtim Ali'ye göründü o yar
Ben çaldım taşa testiyi namusu arı bilmezem
AŞKIN MATHALİ
Bir hâl olur sır olurum kimseler bilmez beni
Bir hâl olur kurtaramam aşk-ın elinden seni
Bir hâl olur hayolurum toprak çürütmez teni
Bir hâl olur karanlıkta kalmam ışıktır ruhum
Bir hâl olur göz açamam bitmez sıkıntı çile
Bir hâl olur tüm bakarım Muhammed Ali ile
Bir hâl olur tam dökemem kendi halimi dile
Bir hâl olur şol insan-ı sallar beşiktır ruhum
Bir hâl olur tayyi mekân olurum o cismimle
Bir hâl olur yenilirim baş edemem nefsimle
Bir hâl olur benlik etmem Ali,Turab ismimle
Bir hâl olur sınır bilmez hakka âşıktır ruhum
HADDİNİ BİLME
At şu benlik davasını gizlen cihan bilmesin
Geç ol beşeri sıfattan seni bir can bilmesin
Sen kalbini ona bağla Allah vekil yetmezmi
O incecik damarında dolaşan kan bilmesin
Kemalatta zerre kadar benlik olsa kul değil
Seni sana bildirmez,se gittiğin yol yol değil
Vakt-i seher açılmasa ol goncadır gül değil
Öyle bir zaman da açıl asla bir an bilmesin
Ali Turab durma terk et binme nefsin atına
Hâlini herkesden sakla çıkarsın Hak katına
Belli olmaz hem bakmışsın alır seni zatına
Hak seninle oluşunda hiç bir azan bilmesin
İNCİDEN
Kullukta noksan sayılır değil bir can inciden
O beyt-ül Rahmanı yıkar kızıp her,an inciden
Çok hassas yaratılmış ol gönül sırça saray-ı
Her tarafı nurdan kaplı lal-ü mercan inciden
Cahil asla sabr edemez kalbi katı göğsü dar
Vicdan perdesi yırtıktır yok,ki onda namus ar
Kader taktir onun ama burada bir sebeb var
Tahammül yok kerbelaya bizi al kan inciden
Kemalatta kâmil kılan haktan lütf-u ihsandır
Hata kusur olur mutlak sonuçta bir insandır
Ali Turab kul olmamış her hâliyle noksandır
Kul olanın hasmı çoktur olur heryan inciden
OLMAZ
Bir dilber,in kalb-i kırık bu âşktan
Dedim ram zamanı dediki olmaz
Bu sevdan ne kulu çıkarır baştan
Dedim nam zamanı dediki olmaz
Dedimki hasret ne dedi dağımdır
Dedimki cennet ne dedi bağımdır
Dedimki on beş ne dedi çağımdır
Dedim tam zamanı dediki olmaz
Dedim ya Erzurum dedi yazı yok
Dedim dururmusan dedi kışı çok
Dedimki Maksut ne dedi sözü ok
Dedim ham zamanı dediki olmaz
Toplanmış bir yere dudu dilliler
Söyleyin onlara zan etmesinler
Bal dudak altında bir,şey nilliler
Kimsenin adına tan etmesinler
Uyar nefs sözüne lafta yarışır
Bazen küser bazen olur barışır
Acele işlerde şeytan karışır
Kapılıp hırsana kân etmesinler
Doğru karar her insanın râhıdır
Perde tutmaz ehl-i aşkın ahıdır
O gönül ki Hakkın nazargâhıdır
Yıkıp kalbi viran han etmesinler
Ali Turab dırdır nefsi kim seve
Sokarlar şeytanı şu gönül eve
Küçük bir pireyi ederler deve
İnsanı bıktıran can etmesinler
SEYYİT ALİ TURAB OCAĞI
Dervişler
Âşık Geda Sinan
Aşıkların durağıdır yar Muhammed Ali
On iki imam dalıdır Pir Muhammed Ali
Zahirde dursun dediler var onu manada sor
Levlake levlak sırrında bir Muhammed Ali
Fermanı haktan aldı çarkı devran eyledi
Aşk okudu Aşk- yazdı aşk-ı ile söyledi
İlmi ledün pınarından zülfikarı biledi
Yar ölümü öldürendi Er Muhammed Ali
Elif okur mim üzere menarafın hatibi
Üçler ile cem eyledi ahır zaman kutubi
Nazargahı illalah tır ol Gedanın katibi
Açarsan epcette noktadır sır Muhammed Ali
Adın maksut derler çiftlik köyünde namın senin
Sen Ananla yol yürüdün pişmişdir hamın senin
Gah mestane ol merdane pervaz edip hal oldun
Men diyem çekemez bir fil taşımaz gamın senin
Sen Ali Haydarı buldun mecnun gibi çöllerde
Hizmetin var emeğin çok goncalarda güllerde
Ali turap sın dediler Erenlerde Pirlerde
Kurulur çarkın döner ya söyler kelamın senin
Hem harabat ehl-i ile demlenir demin senin
Yüzer vahdet deryasında hiç durmaz gemin
Ta galu bela ahtında kalmış yüzünde benin
Bu Geda'ya gönder bir hu alır selamın senin
Âşık Geda Sinan
Doksan bir yılının temmuz ayında
Taptuğun elinden mestanesiyem
Pirler divanında yârin yanında
Uğrunda Nazlı yâr divanesiyem
Görmedim ömürde öyle nevcivan
Açıldı Âlemler açıldı cihan
Toplandı başıma cümle muhibban
Muhammet Alinin Sırhanesiyem
Yar tuttuk babını vahdet hanenin
Gülistan bağının ol gül danenin
Tasdiki imanla o bir tanenin
Lebeyk lebek deyu pervanesiyem
Okuttu bizlere hu gulhuvallah
Lütfetti lütfundan hesbetenlillah
Gedanın Habibi o Habibullah
Aşk ile yolunda viranesiyem
Aşık Ali
Canım Efendim
Aşkın gözyaşı akar gönlümüze
Pınarı piransın canım efendim
Aşkın kandili yakar sinemizi
Ahrarı piransın canım efendim
Hikmetinden zuhur eder hallerin
Görenleri hayran eder dillerin
Aşıkları devran eder sözlerin
İzharı piransın canım efendim
Gizlenen her manada var bir sırrın
Ara bak sen onu vardır esrarın
Kavuşunca olur aşkı efkarın
Vuslatı piransın canım efendim
Aşkın kabesini tavaf edersin
Nun'un noktasından nazar edersin
On sekiz bin alem seyran edersin
Esrarı piransın canım efendim
Aşkın badesini taksim edersin
Ehli aşıkları tek tek seçersin
Hallerine göre libas biçersin
İkramı piransın canım efendim
Aciz Ali gönlünü verdi aşka
Pirinden aldı desturu bu aşka
Boynu bükük huzurunda bu aşka
Nazarı piransın canım efendim
Aşık Ali
Tevhidi Hüda
Tedbirini bozar takdiri Hüda
Ve hüve ala külli şeyin kadir
Her birini sarar tevhidi Hüda
Ve hüve ala külli şeyin kadir
Sanma senin elinden çıkar işler
Tevhidi yazdan nakışını işler
Pir elinde yetişir seyri işler
Ve hüve ala külli şeyin kadir
Aşığın gönlünde gizlenir sırlar
Vakti seherinde izlenir pirler
Kırklar meydanında yediler üçler
Ve hüve ala külli şeyin kadir
Aciz Ali bırak külli işini
Teslim ol bak seyreyle gidişini
Yetmezmi sana gönülden deyişini
Ve hüve ala külli şeyin kadir
Aşık Ali
Huzuru Divanda
Aşkı buldum bu meydanda
Durdum huzuru divanda
Piri piran bu devranda
Durdum huzuru divanda
Nazlı yarim bak nerede
Seher vakti kalkar perde
Ararım onu her yerde
Sordum huzuru divanda
Aşkın zincirini takar
Ehli aşka gülden bakar
Bir bakışı canlar yakar
Doldum huzuru divanda
Açıldı gönül kapısı
Seyyid Maksut'tur ustası
Aciz Ali'dir mahlası
Buldum huzuru divanda
Her dileğin kabul olur
Rabıta da Rabıta da
Gelir de Ali 'yi bulur
Rabıta da Rabıta da
Huzurda dur divanına
Aç gönlün gir seyranına
Piri piran devranına
Rabıta da Rabıta da
Katıl aşkın kervanına
Yetişirsin mekanına
Kavuşursun imkanına
Rabıta da Rabıta da
Beytullahın karasına
Ali girmez arasına
Divan durduk ravasına
Rabita da Rabita da
Aşık Ali
Hüzün
Bir hüzün çöktü içime sevdiğim
Sevdadan yana nedir bu çektiğin
Tarif olunmaz bir hal içindeyim
Aşkından yana nedir bu çektiğin
Düşününce seni her hal içinde
Dayanmıyor gönlüm bir hal içinde
Doyulmuyor sana sır hal içinde
Sevdadan yana nedir bu çektiğin
Muhammed Aliyim hiç bir haline
Bir tatlı tebessüm gül cemaline
Erişilmez senin sır kemaline
Sevdadan yana nedir bu çektiğin
Aşık Ali
Mevlaya İster İsen
Bedeli aşktır çilenin
Sevdası haktır bilenin
Meyvesi çoktur yiyenin
Sen mevlayı ister isen
Hakkın rızasın ara
Aşkın vefasın yara
Derviş cefasın zana
Sen mevlayı ister isen
Aşık kapısında bekle
Daim divanı gözetle
Hasrete sabrını ekle
Sen mevlayı ister isen
Aciz Ali der nefsini
Kır bendini ver kendini
Pir gönlüne ser sevgini
Sen mevlayı ister isen
Yokluktur aşkın miracı
Yoklukta buldum ilacı
Yokluğun gördüm siracı
Terket gel taht-ı tacını
Yoklukta yok ol gör seni
Ummanda yol ol bul beni
Sevdanda gül ol bul onu
Terket gel taht-ı tacını
Yoklukta açılır sırlar
İlmüledün nuru parlar
Levhu mahfuz kapın çalar
Terket gel taht-ı tacını
Aciz Ali terki terket
Nefsinin fendini farket
Yoklukta Rabbini zikret
Terket gel taht-ı tacını
Aşık Ali
Nasıl Gideyim
Ayrılık acısı çöktü içime
Yar senin yanından nasıl gideyim
Bu kavuşma soktu beni biçime
Yar senin yanından nasıl gideyim
Kırk vakit namazı eyledik eda
İçimden gelmiyor bir türlü veda
Geldi kulağıma tatlı bir seda
Yar senin yanından nasıl gideyim
Yeşil kubbe altında aşkı buldum
Açıldı kapılar sırrından doldum
Senin türbedarın hadimin oldum
Yar senin yanından nasıl gideyim
Düşürdü bu sevda beni yollara
Düşününce sensiz geçen yıllara
Ravzasında açıp kokan güllere
Yar senin yanından nasıl gideyim
Huzurunda bulduk derde çareyi
Divanında durduk açtın perdeyi
Eli boş gönderme Aciz Ali'yi
Yar senin yanından nasıl,gideyim
Aşık Ali
Hatırlayın
Peteğinde ari olan
Çiçeğinden özü olan
Gelip kovanda yoğrulan
Balda beni hatırlayın
Medinenin gülü ile
Ömer osman ali ile
Abdülkadir geylaniyle
Bu canlarda hatırlayın
Abdesinle namaziyla
Tespihyle kurâniyla
Taşıdığı hallariyla
Secdelerde hatırlayın
Hak ipini tutanlara
Orda sadık kalanlara
Bir gönüle girenlere
Aşkta beni hatırlayın
Huzurullah gülleriyle
O Muhammedi ali ile
Horasani Turab ile
Meşkte beni hatırlayın
Duruşuyla hali ile
Taşıdığı hali ile
Gonuldeki Piri ile
Her noktada hatırlayın
Gel benlikten siyrilalim
Hak ipine sarilalim
Boyasiyla boyanalim
Yarda beni hatırlayın
Gelin tevekkül edelim
Halimizi bir görelim
Ne haldeyiz bir bakalım
Tovbekerde hatırlayın
Gönül put ların kiralim
Özde kendimi bulalim
Kalpte biz zikri verelim
Kutsi halde hatırlayın
Aşık Kutsi
Hoş Değil
Gaflet sarmış dört bir yanı
İnanç olmuş para gani
Nedir bu insanın hali
Gönlüm hoş değil hoş değil
Saygı sevgi hiç kalmadı
Gönüller hiç uslanmadı
Herşey paraya dayandı
Gönlüm hoş değil hoş değil
Özümüzü biz kaybettik
Gece gündüz hep eyleştik
Günümüzü maf eyledik
Gönlüm hoş değil hoş değil
Helâl haram bakmaz oldu
İçki kumar normal oldu
Fiz almak serbest oldu
Gönlüm hoş değil hoş değil
Zina bile serbest oldu
Dekolteler moda oldu
Sarık sakal yobaz oldu
Gönlüm hoş değil hoş değil
Lafta bizler müslümanız
Özde bizler çok kaypağız
Helâl haram biz bakmayız
Gönlüm hoş değil hoş değil
Ne olacak bu halimiz
Kalmadı bak zamanımız
Kutsider bu benim halim
Gönlüm hoş değil hoş değil
Aşık Kutsi
Selam Olsun
Huzurullaha varanlara
Divanında duranlara
Gül kokusu alanlara
Selam olsun selam olsun
Bu dergaha gelenlere
Can kardeşim diyenlere
Bir kaşıktan yiyenlere
Selam olsun selam olsun
Allah için gelenlere
Aşk badesi içenlere
Huzurunda dönenlere
Selam olsun selam olsun
Seher vakti kalkanlara
Huzurunda duranlara
Rabıta da kuranlara
Selam olsun selam olsun
Namazını kılanlara
Tesbihatı yapanlara
Hep eksiksiz gelenlere
Selam olsun selam olsun
Allah aşkı bulanlara
Bir damla yaş dökenlere
Bir gönüle girenlere
Selam olsun selam olsun
Bize kutsi diyenlere
Bu dergaha gelenlere
Kıymetini bilenlere
Selam olsun selam olsun
Aşık Kutsi
Her İnsan Bir Ayettir
Benlikten ayrılalım
Günahtan sıyrılalım
Kurana uyduralım
Her insan bir ayettir
Aynamıza bakalım
Halimizi görelim
Çokça tövbe edelim
Her insan bir ayettir
Gelin Allah diyelim
Nasuh tövbe edelim
Zikri kalbe verelim
Her insan bir ayettir
Pir gönlüne girelim
Eksiğimi görelim
Rengimizi bilelim
Her insan bir ayettir
Karnem bozuktur benim
Ne olcak benim halim
Pirim himmet dilerim
Her insan bir ayettir
Sözünüz kuran olsun
Kaleminiz hak olsun
Gönlünüz aşkla dolsun
Her insan bir ayettir
Peteğinde bal oldun
Kutsi yedin hal buldun
Sevdasıyla sır doldun
Her insan bir ayettir
Aşık Kutsi
Şimdi Hasad Zamanıdır
Allah için kalkmalisin
Huzurunda durmalisin
Rabitayi kurmalisin
Şimdi seyran zamanıdır
Seherlerde kalkip hal var
Gönüllerde yatan yar var
Tabağinda bal koyan var
Şimdi almak zamanıdır
Bu nefis izin vermiyor
Zayif noktamdan vuruyor
Sonra yaparsın hep diyor
Şimdi kırmak zamanidir
Kalkın kardeşlerim kalkın
Şimdi hasat zamanıdır
Bu tarlada olman lazım
Şimdi kısmet zamanıdır
Eksigim çok biliyorum
Sepetim boş biliyorum
Sabrim hiç yok biliyorum
Şimdi medet zamanıdır
Gelin şeytani ezelim
Kurânimizi suzelim
Allahimizi sevelim
Şimdi kurân zamanidir
Kutsi halin harabmidir
Elden tutan turabmidir
Gönülde yatan yarmidir
Şimdi vuslat zamanıdır
Aşık Kutsi
Gafil Olmak
Özden kopmuş gidiyorsun
Halin nedir bilmiyorsun
Hiç tefekkür etmiyorsun
Haktan gafil oluyorsun
Dere tepe gidiyorsun
Bataklikta geziyorsun
Bir bilene sormuyorsun
Haktan gafil oluyorsun
Hak ipini gormuyorsun
Sen kendini gormuyorsun
Sepetine bakmiyorsun
Haktan gafil oluyorsun
Kutsi derim halin budur
Istersen bak bakta kudur
Senin sonun bilmem nedir
Haktan gafil oluyorsun
Âşık Danai
Uy Pirine
Sen nefsine pay bulursun
Belki sende can bulursun
Kendinde hal bulursun
Uy pirine yol bulursun
Yönel hakka aşk bulursun
Uy kervana sır bulursun
Canda gonca gül bulursun
Uy pirine yol bulursun
Ne arayıp ne bulursun
Nasipse balda bulursun
Söyleyecek söz bulursun
Uy pirine yol bulursun
İman ile nur bulursun
Yaptığını az bulursun
Kabrinide dar bulursun
Uy pirine yol bulursun
Danai Hakk-ı bulursun
Resulünü hak bulursun
Ölümünde can bulursun
Uy pirine yol bulursun
Aşık Samimi
Efendim
Bu yola girenler çok çile çeker
Zikrile coşupta kendinden geçer
Aşkın badesini tas ile içer
Gönüle çağlayan selsin efendim
Bu yola girenin yolu uzundur
Aşk ile dolanı sen nurla doldur
Senin bu sevdana dayanmak zordur
Gönlüme söyleten dilsin efendim
Seyyit maksut bize güzergah oldu
Gönlümüz kaynayıp aşk ile doldu
Arayıp efendim o bizi buldu
Gönlümün bağında gülsün efendim
Bu aşk yolu derler sıkıntı çile
Pirim aşk sırrını getirdi dile
Düştüm bu sevdaya ben bile bile
Vuslata erdiren yolsun efendim
Aşk ile dolanın gönlü dil olur
Gezer diyar diyar dağ taş yol olur
Sana hizmet eden gerçek kul olur
Hakkın nazarında kulsun efendim
Samimiyi yakan ateştir kordur
Himmet et şeyhim yolumuz zordur
Sizi görmeyenin gözleri kördür
Ehl-i aşk içinde halsın efendim
Aşık Samimi
Aşıklara Selam Olsun
Efendim gelmiş umreden
Selam getirmiş Resulden
Safa merve tepesinden
Aşıklara selam olsun
Beratı almış sağından
Kurtulmuş nefis ağından
Yüce arafat dağından
Aşıklara selam olsun
Uhut dağının gözyaşı
Yetmiş şehidindir başı
Sahabenin zor savaşı
Aşıklara selam olsun
Sıddık ile çıktı yola
Kaldılar o sevr dağında
İmam Ali yatağında
Aşıklara selam olsun
Hacerül esvetin Taşı
Akıttı gözümden yaşı
Halil İbrahim sırdaşı
Aşıklara selam olsun
Nurlu şehir medineden
Kokusu gelir her yerden
Gözü yaşlı samimiden
Aşıklara selam olsun
Aşık Samimi
Ali Haydar Yanındayız
Allah'ın sevdiği kulu
Şaşırmadı sağı solu
Gönlü muhabbetle dolu
Ali Haydar yanındayız
Hu deyip döner meydanda
Efendisinin yanında
Hizmet etmek meramında
Ali Haydar yanındayız
Rabbim şifa versin sana
Güller açmış kucağında
Sarılalım biz kolkola
Ali Haydar yanındayız
Senden öğrendik edebi
Hüznün sardı bedenimi
Şefaatçin olsun Nebi
Ali Haydar yanındayız
Aktı gözümün yaşları
Dua eder kardaşları
Yanındadır sırdaşları
Ali Haydar yanındayız
Yaşananlar bir imtihan
Elindedir yüce Kuran
Senin gibi bir dost bulan
Ali Haydar yanındayız
Samimi açmış elleri
Yanında Ahmet Keremi
Melekler kuşatmış seni
Ali Haydar yanındayız
Aşık Ulvi
Dertli Aşk
Dertli ol ey gönül derman bulasın
Devrani zikir et gönlün açılsın
Hakkın kapısında bir kul olasın
Divani zikir et gönlün açılsın
Sevgi çiçeği ol nurla dolasın
Sancağın altında huzur bulasın
Aşkın zincirine halka olasın
Meydani zikir et gönlün açılsın
Pirin gönlüne gir asker olasın
Küfrün karşısında oklar atasın
Livai hamd sancağını tutasın
Kervani zikir et gönlün açılsın
Ulvi sipere yat düşman geçmesin
Şansına bir zafer asla seçmesin
Yemesin ekmeğin suyun içmesin
Kuranı zikir et gönlün açılsın
Aşık İhvani
İstediğin Olmadımı
Gönülden Gönül'e akar
Aşk damlası yürek yakar
Efendim bizlere bakar
İstediğin olmadımı
Nur Gözlüm bizlere bakar
İstediğin olmadımı
Olmadımı olmadımı
İstediğin olmadımı
Bulmadımı bulmadımı
Hak yerini bulmadımı
İstediğin aşkla doldun
Sultanında huzur buldun
Piri piran ile oldun
İstediğin olmadımı
Olmadımı olmadımı
İstediğin olmadımı
Bulmadımı bulmadımı
Hak yerini bulmadımı
Görünce delilenirsin
Allah der cezbelenirsin
Tüm putları devirirsin
İstediğin olmadımı
Olmadımı olmadımı
İstediğin olmadımı
Bulmadımı bulmadımı
Hak yerini bulmadımı
Yeşil kubbeyi görürsün
Uğruna sen delirirsin
Kâbe'yi tavaf edersin
İstediğin olmadımı
Olmadımı olmadımı
İstediğin olmadımı
Bulmadımı bulmadımı
Hak yerini bulmadımı
Yeşil kubbe görünüyor
Etrafına Nur saçıyor
Tüm Kapıları Açıyor
İstediğin olmadımı
Aşık İhvani
Bitecek Değil
Nefsimle şeytana savaş açmışım
Bitmedi bu savaş bitecek değil
Hertürlü sınava tabi tutarlar
Bitmedi sınavlar bitecek değil
Tarif edilemez cananın aşkı
Bitmedi bu aşk bitecek değil
Tarifi olmayan eşsiz bir duygu
Bitmedi bu duygu bitecek değil
Nefsim bana daim düşman oluyor
Bitmedi düşmanlık bitecek değil
Dostu şeytan olanın Gül'ü soluyor
Solmadı bu gülüm solacak değil
Aşık İhvani
Merhaba
Yokluk içinde varlık bulanlara merhaba
Sevdiğinin gönlünde kalanlara merhaba
Gül bağının gülünü derenlere merhaba
Sır içinde sırrullah bilenlere merhaba
Hak dilinden konuşan lisanlara merhaba
Allah'ın Veli dostu insanlara merhaba
Zikrullahiyle doğan ruhanlara merhaba
Rabıtayi şerifte duranlara merhaba
Ihvani'yi gönlüne koyanlara merhaba
Manevi Zırhı ile saranlara merhaba
Nefsini zikir ile yoranlara merhaba
Maksudumun halini soranlara merhaba
Aşık İhvani
İlk Adım
Bu yola girerken manada gördüm
Belimden tutup şaha kaldırdı
Maksut sahip Çıktı bizimdir dedi
Baba dursun beni Aşka daldırdı
Şeyhimiz Anlattı meziyetini
İnşallah biliriz biz kıymetini
Güneşi olduğu din devletini
Baba dursun yine şaha kaldırdı
Gönlü bir ummandır Sırlar kendini
Üstüne mal etmez verir virdini
Saklar ruhu belli etmez rengini
Baba dursun bizi nura daldırdı
Baba dursun anlatılmaz yaşanır
Aşık olan habu yolda taşlanır
Mahşer günü firdevs ile taçlanır
Baba dursun bize ruhu buldurdu
Zannederler ihvani Baba'yı bilmez
Ihvani bin Ölür baba'lar Ölmez
Okuyan körmüdür gözleri Görmez
Baba dursun bize beyit yazdırdı
Aşık İhvani
Aşık
Aşkı bana yaşatana
Damla damla akıtana
Gönlünü bana satana
Nasıl aşık olmayayım
Yokuşu düz ettirene
Nefsime diz çoktürene
Gözyaşımı döktürene
Nasıl aşık olmayayım
Ümmet için ağlayana
Kudret ipi bağlayana
Ciğerimi dağlayana
Nasıl kurban olmayayım
Çakmağını çaktırana
Ateşiyle yaktırana
Tek noktadan baktırana
Nasıl kurban olmayayım
Aşık İhvani
SEelam Olsun
Yaşantısı Kur'an ile
On ikiden vuran ile
Seyyit maksut Sultan ile
Selam olsun sevgiliye
Seherlerde kuşlar ile
Allah diyen diller ile
Aciz Ali Haydar ile
Selam olsun sevgiliye
Petekteki balı ile
O mübarek hali ile
Mehmet kutsi balcı ile
Selam olsun sevgiliye
Cezbelenip coşan ile
Şeytanını yakan ile
Abdullah'lı mekan ile
Selam olsun sevgiliye
Yanındaki o zat ile
Gönlündeki murad ile
Teslim olmuş Serhat ile
Selam olsun sevgiliye
Heves edip giden ile
Daha taze fidan ile
Dostum Saffet Gedik ile
Selam olsun sevgiliye
Muhammed'e aşkı ile
Daha küçük yaşı ile
O gencecik kerem ile
Selam olsun sevgiliye
Yüzündeki o Nur ile
Gözündeki nazar ile
Gönlü umman nurlu ile
Selam olsun sevgiliye
Boyun büken güller ile
Lebbeyk diyen diller ile
Aşık metin ihvani'yle
Selam olsun sevgiliye
Aşık İhvani
Sırrındadır
Gönlüme huzur dolduysa
Ruhum ruhundan aldıysa
Aklım hep Gül'de kaldıysa
Aşkta gülün sırrındandır
Baktığımda görüyorsam
Ondan feiz alıyorsam
Deryalara dalıyorsam
Derya Gül'ün sırrındandır
Baktığında görüyorsan
Bu bendendir demiyorsan
Aşkı damla yaşıyorsan
Bilki Hakkın sırrındandır
Güle bülbül oluyorsam
Daim onu söylüyorsam
Ondan ayrılamıyorsam
Bilki hakkın sırrındandır
Aşık İhvani
Vuslat
Erler meydandadır böyle biline
Sahip olsun zalim yılan diline
Düşecekler birgün mürşid eline
Son pişmanlık fayda vermez olacak
Kaçmakla çıkılmaz Aşk'ın önünden
Aşk pınarı akar gizli gönülden
Söyletirler sözü hakkın dilinden
Farkına varanlar seyyah olacak
Anlatılmaz duygu yaşatır sana
Farkında olmazsın karışır kana
Gösterirler zahir olmayan mana
Manayı görenler derviş olacak
Her an onunlayım gönülden gitmez
İhvani ölsede sevdası bitmez
Mahşerde bile o seni terketmez
Bu aşkın sonunda vuslat olacak
Aşık İhvani
Aşkla Muhabbet
Nazlı yar gönlüne gireyim dedim
Dediki sevgini aşkı hal eyle
Sonsuz ummanına dalayım dedim
Dediki aşkını petek bal eyle
Gözler kurusada gönül çağlıyor
Nasıl bir bağdırki derviş bağlıyor
Kırkları duyunca ateş kaplıyor
Zülfünün hatrına bizi sen eyle
Aşka düşenlerde hal başka olur
Peteği bulduysan bal başka olur
Gönlüne giden yol bambaşka olur
Dediki gönlünü daim hoş eyle
Dediki gönlünü gönlüne bağla
Kaybolduysan seni bulmayı sağla
Pes etme gülünü sevmeye zorla
Kimseler bilmesin aşkı sır eyle
Aldırma kimseye halini yaşa
Pir ne Göze bakar ne kara kaşa
Nefsini dinleme olursun maşa
İhvani ömrünü hakka kul eyle
Aşık İhvani
Pirin Huzurunda
Piri piran huzurunda meşk olsun
Mevlevi gönülde devrana dolsun
Aşk-ı bir nazarı bende yer bulsun
Huzurullah dergâhını beklerim.
Ben Pirimin kapısını beklerim
Muhabbet alırım bedenden özden
Hakikat sırrını anlarım sözden
Gönlüm coşa gelir ben ki bu yüzden
Huzurullah dergâhını beklerim.
Dergah evim olsun arzeden sorsun
Gönlümde zikrullah devranı kursun
Bu aciz bedenim semaya dursun
Huzurullah dergâhını beklerim
Nazmi o sevdamı buldum orada
Pirin nazarıyla doldum orada
Kemal bulup insan oldum orada
Huzurullah dergâhını beklerim
Aşık Nazmi
Sığmaz Taşarsın
Neyler ki seni bu zaman
Aşkı bilmeden yaşarsın
Olsan daimi zikirde
Kendine sığmaz taşarsın
Hepsi kaderde yazılı
Nefis düşmandır azılı
Mevla kalbine kazılı
Kendine sığmaz taşarsın
Geçmesin zamanın boşa
Vurursun kafanı taşa
Bu aşkı künhünde yaşa
Kendine sığmaz taşarsın
Nazmi gelir mi derinden
Ne gelir senin elinden
Rabbinin sonsuz selinden
Kendine sığmaz taşarsın
Aşık Nazmi
Nasihat
Zor halini sinene sar
Hızır emri ferman dedi
Bir çok derman var derdine
Derdim bana derman dedi
Silkelen ki gel kendine
Zikir ile vur nefsine
Pir himmet eder haline
Her bir halin kuran dedi
Dertlere derman sağlar ol
Kalpleri kalbe bağlar ol
Seher vaktinde ağlar ol
Göz yaşların umman dedi
Derdi olana görünmez
Söz tutan yerde sürünmez
Ne sırlar vardır bürünmez
Şemsi gözün seyran dedi
Aşık Şemsi
Bekletme Bizleri
Elleri kapalı divanda durur
Gözleri kapalı rabıta durur
Kâbe'nin yolunda titreyip durur
Bekletme bizleri ey güzel insan
Hidayet namına yolunu bulur
Allah'ın sevgisi kasıp kavurur
Resulun aşkı gönlünü doldurur
Bekletme bizleri ey güzel insan
Şemsi senin için döner pervane
Seninle erişti yüce kervana
Aşkı muhabbetle çıktı divana
Bekletme bizleri ey güzel insan
Aşık Şemsi
Neye Yarar
Uzaklaşma edeb ardan
Arsız gönül neye yarar
Habersiz ise bahardan
Öten bülbül neye yarar
Zannetme sayılmaz kârdan
Kurtarır seni zarardan
Ateş ki kavurur hârdan
Sönmüşse kül neye yarar
Gönlü ince dahi zardan
Yakar da kavurur hârdan
Vazgeçme o nazlı yârdan
Dikensiz gül neye yarar
Aşık İrfani
Geç Kaldım
Mürşid-i kamilim buldum
Hak yolda yürüyedurdum
Hamdım da biraz kavruldum
Yanamadım, yanamadım
Bu yare yüreğim dağlar
Yüzüm gülse kalbim ağlar
Yola çıktı çoktan onlar
Gidemedim, gidemedim
Geç kalmışız biz bu cenge
İhtiyaç var çokça gence
Nefer ol dediler sen de
Olamadım, olamadım
İrfani düşmüş bu derde
Gönlümde açılmaz perde
Ne göktedir ne de yerde
Bulamadım, bulamadım
Aşık İrfani
Arayış
Aradım buldum o gülü bu yolda
Seyranda iken bize rast eyledi
O'ndadır aşk, arama sağda solda
Girdi gönlüme beni mest eyledi
Hakk yolda olana kuyu kazandı
Ben düzeldikçe o beni bozandı
Uğraştı durdu, çoğu kez kazandı
Nefsim bendeki hâle kast eyledi
O yârin elinden içmeden olmaz
Irmaklar nehirler geçmeden olmaz
İrfani bu yolu seçmeden olmaz
Bu hasret bu canı derdest eyledi
Aşık İrfani
Ümmetin Hali
Ehli sünnet olmak varken
Ümmet bugün kan ağlıyor
Bir olmak icab ederken
Ümmet bugün kan ağlıyor
Kürt'ün Türk'ün bitti varı
Söndü gitti ocakları
Böldüler müslümanları
Ümmet bugün kan ağlıyor
Resûl'e bağlanmaz insan
Zayıfladı kamil iman
Unutturdu ahir zaman
Ümmet bugün kan ağlıyor
İrfâni der iş bu durum
Gönülden geldi bu yorum
Zalime karşıdır zorum
Ümmet bugün kan ağlıyor
Aşık Vasfi
Nefis
Sandımki oldum adam hani nerde
Aşk ile nefsi yakmayı bilmeli
Bilmemki benim nefsim nerelerde
Gönül gözüyle bakmayı bilmeli
Kessen bile başını gelir yoktan
Açık yara buldumu dalar ordan
Yılmaz o sen gibi başlar enbaştan
Nefsine zinciri takmayı bilmeli
Onunla uğraştın mı düştün dara
Nefsin belalı dünyası çok kara
Vasfinin nefsiyle başı belada
Sen nefsini aklamayı bilmeli
Aşık Vasfi
Sev
Sevilmezmi bu yolun büyükleri
En güzeli bu yolda yürüteni
Bilinmezmi ibadetin kıymeti
Sen sevde yapki seven sevsin seni
Koy anlını secdeye huzurla kal
Ne dertler kalır nede keder siret bul
Bu küp içindeki hiç bitmez bal
Sen edepli ye seven sevsin seni
Nefsin seni sıkar hep izin vermez
İşine iş katar zaman bırakmaz
Vakit bulunca ibadet yaptırmaz
Sen dinlemeki seven sevsin seni
Vasfi sen bu yolda iyice alış
Aşk yolunda insan olmaya çalış
Yokluk bul muhammed nuruna karış
Sen yürüki seven sevsin seni
Aşık Vasfi
Can Feda
Düştü can içre bir ateş sevdaya
Kavuşursun sonunda o leylaya
Boyun büktük huzurunda mevlaya
Can feda olsun yoluna vasfinin
Sensin bize öğreten yok olmayı
Yoklukta var olup seni bulmayı
Gönlümüze girip aşktan dolmayı
Can feda olsun yoluna vasfinin
Layık etsin rabbim vasfi adına
Seninle açıldı kapım yoluna
PirGeylani seyyit Maksut koluna
Can feda olsun yoluna vasfinin
Aşık Vasfi
Ziyadır
Ay doğar geceler hep aydınlanır
İşaret değilmi nuru ziyadır
Güneşten güç alır nuru parlatır
Döner etrafinda turu ziyadır
Hakkın hikmetine akıllar ermez
Bu aşka düşmeyen gönlünü vermez
Münafık olanlar bu sırrı görmez
Gizlenir gönülde sırrı ziyadır
Aç gönül kapını bırakta aksın
Bu sırrı hikmete düşeni yaksın
Korkma yürü herkes haline baksın
İmanı kamildir varı ziyadır
Herkes bu dünyada emanet gibi
Geçip gidiciyiz metanet gibi
Herkes bu davada imamet gibi
On iki imamlar piri ziyadır
Vasfi sen bu aşkı sevdaya ekle
Aşkın kervanına yükünü yükle
İşin hakka bırak kapıda bekle
Aşığın sevdiği yarı ziyadır
Aşık Vasfi
Hak Sevdası
Allah nasip eder kapı açılır
Adımı attım dönüş yok sevdasına
Yüreğim kendini bulur saçılır
Gider aşk kokusu yar leylasına
Seversen sende sev piri piranı
Tutar gidemezsin gönüller hanı
İçirir elinden aşk şarabını
Daldımda çıkamam aşk deryasına
Bilmedin artık ne doğru ne yanlış
Seçim hakkı yine bak sana kalmış
Benim bu halime bakan aldanmış
Girme vasfinin sır dünyasına
Aşık Vasfi
Bir Beden
Aşıkların aşkı birdir
Söyleyenin dili pirdir
Gönüllerin derdi sırdır
Eğer bir beden olursa
Zikir kalbi yatıştırır
Hay çektikçe tutuşturur
Kemalete yetiştirir
Eğer bir beden olursa
Aşık Vechi
Aşk Ateşi
Gönül ferman dinlemiyor
Aşk ateşi korlanıyor
Bu can aciz bekliyor
Zikretmeye doyulmuyor
Allah Allah Allah Allah
İsmi hiç düşmez dilimden
Hizmet geliyor elimden
O yar gitmez hayalimden
Fikretmeye doyulmuyor
Allah Allah Allah Allah
Kör gözlerim görür oldu
Yar kalbim aşkınla doldu
Aciz vechi aşık oldu
Şükretmeye doyulmuyor
Allah Allah Allah Allah
Aşık Vechi
Bir Beden
Aşıkların aşkı birdir
Söyleyenin dili pirdir
Gönüllerin derdi sırdır
Eğer bir beden olursa
Zikir kalbi yatıştırır
Hay çektikçe tutuşturur
Kemalete yetiştirir
Eğer bir beden olursa
Aşık Vechi
Gülzari Aşk
Gönüle düştü bir ateş
Selam olsun efendime
Onun aşkıyla tutuş
Selam olsun efendime
Sevgisi gönlümde yara
Düşürmedi beni dara
Gideceğim vara vara
Selam olsun efendime
Gül kokusu sardı beni
Neredesin sordu beni
Bu hal ile gördü beni
Selam olsun efendime
Veçhi gökteki yıldız ol
Güneş ışığıyla sen dol
Yarin sevdası sende bol
Selam olsun efendime
Aşık Ummani
Kul olmak
Nice nimetler yaratır
Kiymet bilmezsen aratır
Aşk yarami o kanatır
Kiymet bilmezsen aratır
Ona layık kul olmalı
Ateşinde kül olmalı
Gülistanda gül olmalı
Kiymet bilmezsen aratır
Hikmetin pınarı akar
İçen nasipliyi yakar
Aşk kıvılcımını çakar
Kiymet bilmessen aratır
Ummani gönlün diri tut
Var git maksudun eli tut
Aşkla yananlar yolu tut
Kiymet bilmezsen aratır
Aşık Ummani
Mevlaya
Dönsem sırtımı leylaya
Satsam nefsimi Mevla'ya
Dalsam bir güzel rüyaya
Satsam nefsimi Mevla'ya
Aşk okuna olsam kurban
Gönlümden vursa yaradan
Hasrettir gönlü acıtan
Satsam nefsimi Mevla'ya
Dünya yeri çarşı pazar
Aklı olan nefsi satar
Aşk ummanı gönle sızar
Satsam nefsimi Mevla'ya
Ummani sen bil nefsini
Boş harcama nefesini
Sırtlan aşkın küfesini
Satsam nefsimi Mevla'ya
Aşık Vasfi
CAN FEDA
Düştü can içre bir ateş sevdaya
Kavuşursun sonunda o leylaya
Boyun büktük huzurunda mevlaya
Can feda olsun yoluna vasfinin
Sensin bize öğreten yok olmayı
Yoklukta var olup seni bulmayı
Gönlümüze girip aşktan dolmayı
Can feda olsun yoluna vasfinin
Layık etsin rabbim vasfi adına
Seninle açıldı kapım yoluna
PirGeylani seyyit Maksut koluna
Can feda olsun yoluna vasfinin
Aşık Vuslati
Arzuhal
Merhamet dolu kalbinle
Şevkatle dolu sevginle
Ümmetim diyen gönlünle
Al bizide cennetine
Hakkın yolunda buluşsak
Seher vaktinde uyansak
Daima huzurda kalsak
Al bizide cennetine
Sensiz gönüller bir hoştur
Zikir ile gönlü coştur
Vuslati yolunda koştur
Al bizide cennetine
Aşık Emrevi
Tavaf
Kabe etrafında dönen insanlar
Hiç sordunmu bunlar neden dönerler
Tekbir sesleriyle çıkan insanlar
Hiç sordunmu bunlar neden dönerler
Dünyadan insanlar gelmiş toplanmış
Siyah beyaz maneviyatla süslenmiş
Allah tarafından çoğu seslenmiş
Hiç sordunmu bunlar neden dönerler
Resulullahtan yeşil ışık göründü
Cümle âlem ayrı renge büründü
Emrevi sen için yerde süründü
Hiç sordunmu bunlar neden dönerler
Aşık Visali
Yokluk
Bir ateş içimde kavrulur durur
Aşktır şu içinde yanar kavulur
Pervane misali hepten savrulur
Sen hiç narda yandınmıki bilesin
Dünya bırakmazki peşini hatta
Hay bulman lâzım bu dağil hatta
Belki tez kurtulman maneviyata
Sen hiç darda kaldınmıki bilesin
İçimden deryalar var akar durur
Ne kibir ne varlık ne kaldı gurur
Gönülde Pir'im var o oldu surur
Sen hiç aşkda kaldınmıki bilesin
Aşka sözmü olur bu şan ününde
Yanmazki yakılsın o zor gününde
Visali menzil çok yol var önünde
Sen hiç hiçlik taddın mı ki bilesin
SEYYİT ALİ TURAB OCAĞI
Hanım dervişler
Âşık Dilruba
Destur PİRİM SULTANİM
Yoluna koydum bu can-ı
Başım Muhammed Ali'dir
Gözden akar ismi şan-ı
Yaşım Muhammed Ali'dir
Hasan'ın zehri elinde
Hüseyin virdi dilinde
Zeynel aba evelinde
Aşım Muhammed Ali'dir
Muhammed Bakır'dan özü
Caferi Sadık'tan sözü
Musa Kazım bakan gözü
Kaşım Muhammed Ali'dir
Ali Rıza'nın yüzünde
Muhammed Tâki izinde
Ali Naki'nin dizinde
Döşüm Muhammed Ali'dir
Askeriyi bilmek gerek
Mehdi'nin sırrına erek
Dilrubaya nişan vermek
Taşım Muhammed Ali'dir
Pirim devran kurar aşk ocağında
Varmı başka doğru yol gibi gibi
Döner devran hal bulur kucağında
Varmı daha güzel hal gibi gibi
Hak sırr-ı erişir Gönül de Han'a
Benzetir insan-ı beytü rahmana
Gönül de daima piri olana
Doyarmı yarine can gibi gibi
Açılan elleri duaya bekler
Seyrani gönüle Muhammed eyler
Dolaşır hak ile devranı seyler
Hakikat yolunda sır gibi gibi
Narını alıyor Kevser suyundan
Sarar o beden habib nûrundan
Alsın o Resulun hâli huyundan
Olmazmı sözleri bal gibi gibi
İşliyor bedene sırr-ı Hikmeti
Hak olur kulunun bütün serveti
Verilir Kuran'ın ona heybeti
Elif lâm sırrına er gibi gibi
Bilmem bu âzalar ne diyor bana
İşledi zikrimi damarda kana
Varımı yok edip bildirdi cana
Müstakim yoluna kul gibi gibi
Hak nuru sarınca bağlanır başın
Yarine yok olur eğilmez kaşın
Sırların içinde takılır tacın
Toprağa yok olmak can gibi gibi
Dilruba sen Hakkın sırrına eriş
Vuslata hem beden Ruhunla eriş
Nefsin hallerinden zor olur geçiş
Resulun bahçesi gül gibi gibi
Aşık Dilruba
SEVDAYI AŞK
Gönüllere saray kurdun
Maksut ile taptuk ile
Aşkın şarabıyla doldun
Taptuk ile yunus ile
İşledi gönül şehrimi
Bildirdi bana nefsimi
Temizler zikir kalbimi
Taptuk ile yunus ile
Gül bahçesi gül açtırır
Başlara tac-ı taktırır
Ateşten gömlek sardırır
Taptuk ile yunus ile
Aşkın nurdan yelek oldu
On iki imamdan doldu
Nefsimle savaşa koydu
Taptuk ile yunus ile
Nazarından nur eyledin
İrşadınla Hâk işledin
Haktan alıp hak söyledin
Taptuk ile yunus ile
Aşkın yakar bu sinemi
Muhammet takar künyemi
Bağlar bu gönül hullemi
Taptuk ile yunus ile
Halim divane gezerim
Akar yaşım hak söylerim
Dilruba kapın beklerim
Taptuk ile yunus ile
Âşık Safiye
ŞAH HÜSEYIN
Yoklukda bulunur yarin sevdasi
Gönlüme bi katre düşse damlasi
Sinemde aciyor geçmez yarasi
Hüseyin Hüseyin Şahım Hüseyin
Gönüller sultani nurdan Hüseyin
Aşkile boyandi alkanlarina
Kerbelada şehid oldu yarina
Bir yudum su vermez torunlarina
Hüseyin Hüseyin Şahım Hüseyin
Gönüller derdine derman Hüseyin
Şehitlik haberi cebrail verdi
Bir avuç topraği mendile aldi
Muhammed gülünü bağrina sardi
Hüseyin Hüseyin Şahım Hüseyin
Pegamber gülleri canan Hüseyin
Kerbela şehrini boyadın kana
Verilmiş çilesi düşmana bela
Peygamber torunu kalırmı dara
Hüseyin Hüseyin Şahım Hüseyin
Fatima kuzusu nurdan Hüseyin
Şehadet şerbeti içmişsin haktan
Nuru nurullahtan geçmişsin candan
Safiye gönlünün matemi yardan
Hüseyin Hüseyin Şahım Hüseyin
Şehitler Sultan-ı kurban Hüseyin
Aşık Safiye
BEN BILMEM
Yunus pirin ocağinda
Pişer şeyhin nazarında
İmtihanın ortasında
Çeker ben bilmem ben bilmem
Yunus dergah kapısında
Yazar gönül tapusunda
Taptuk emre otağında
Çeker ben bilmem ben bilmem
Yunus hal üstüne koyar
Varlık elbisesin soyar
Her çilede hakkı arar
Çeker ben bilmem ben bilmem
Yunus şehle tek vucuttu
Zincir boynunda sürüttü
Kırklar yolunda yürüttü
Çeker ben bilmem ben bilmem
Yunus sana var ezeli
Alırsın haktan güzeli
Nuru hikmet-i sezeli
Çeker ben bilmem ben bilmem
Yunus halin nice olmuş
Aşkın narı beden dolmuş
Her petekte balı bulmuş
Çeker ben bilmem ben bilmem
Yunus senden dem alırım
Yüce divan'a varırım
Gönül yarami sararım
Çeker ben bilmem ben bilmem
Safiye nolcak bu halın
Bırakma tuttuğun dalın
Şeyhin umman yürür salın
Çeker ben bilmem ben bilmem
Tabtuk ile Yunus ile
Bu aşk yolunda yürüdüm
Taptuk ile Yunus ile
Sevdasıyla hal bürüdüm
Taptuk ile Yunus ile
Gönül şehrimi donattın
Yüce dağlari aşırttın
Zehiridim bala kattın
Taptuk ile yunus ile
Pirim kapında yatırım
Demet demet gül satarim
Derdime derman katarım
Taptuk ile yunus ile
Gönlüm ister o güzeli
Nazlı yâr ile gezeli
Doldurur kalbe ezeli
Taptuk ile yunus ile
Aşkın kaynağini buldum
Kendi noksanımı gördum
Yar yolunda açıp soldum
Taptuk ile yunus ile
Kurarlar dem-i devranı
Seyreder kırklar seyranı
Toprağa verdim o can-ı
Taptuk ile yunus ile
On iki Pir çeşmisinden
Sumandım ben hepisinden
Doldu gönül himmetinden
Taptuk ile yunus ile
Doldurur mevlânın aşk-ı
Günde beş vakit miracı
Safiye ister vuslatı
Taptuk ile yunus ile
Aşık Safiye
Şah Haydar
Dediler doğacak bir güzel güneş
Ismi nedir Ali Haydar dediler
Yarın otağindan yakar bir ateş
Hakkın nuru Ali Haydar dediler
Sırrı izhar oldu büründü hale
Hallenir resulden görünür yare
Kalbin sırrıne erer leylasiyle
Hakkın gülü Ali Haydar dediler
Edalıdır gülüşlerin yar belli
Akar gönüllere haktan sel belli
Uzar dalın hakikate yol belli
Hakkın sözü Ali Haydar dediler
Peygamberin aynasıdır bak yüze
Akar yedi ceşmisinde söz dile
Kuranı m sırrıne bürünmüş öze
Hakkın sırrı Ali Haydar dediler
Meydana çıkmış aslandır küklüyor
Zülfikar Ali den gönül işliyor
Kırkların ceminde seyran ediyor
Hakkın kulu Ali Haydar dediler
Dallarında bülbül olur dervisler
Bir tesbihte inci gibi dizerler
Her birini yakut zümrüt işlerler
Hakkın yari Ali Haydar dediler
Divaninda seyran eder aşıklar
Vahdetti vücutta bir olur canlar
Safiye kalbinde hikmeti hal var
Hakkın aşkı Ali Haydar dediler
Aşık Safiye
DURSUN BABA
Sensin pirim sensin şahım
Himmet eyle Dursun baba
Aldın alişan sancağı
Himmet eyle Dursun baba
Hem deryada hem ummanda
Kutup oldun bu dünyada
Şahı Resul rehber sana
Himmet eyle Dursun baba
Zülüfleri teltel tarar
Dervişlerde sadık arar
Nazar eder nurdan sarar
Himmet eyle Dursun baba
Aşkile bağlar zinciri
Sabırle dizer inciyi
Sineye saplar hançeri
Himmet eyle Dursun baba
Sensin gönüller sultanı
Açar yarim bağ bostanı
Yazar katip Hak destanı
Himmet eyle Dursun baba
Aşkı muhabbete katar
Muhammed nurundan yakar
Sultanlar tacını takar
Himmet eyle Dursun baba
Safiye hak pazarında
Köle satılır yarına
Bindirdiler aşk salına
Himmet eyle Dursun baba
Aşık Safiye
Canların Canı Efendim
Piri piran senden bakar
Canlarin cani efendim
Kalplere kandili yakar
Canlarin cani efendim
Seherde kervana katar
Türlü türlü sirri açar
Aşkin pazarinda satar
Canlarin cani efendim
Şeyhim seyyah seyyah gezer
Aşkin ummaninda yüzer
Ceylan gözlü yari süzer
Canlarin cani efendim
Aşki badeden doldurdun
Nefsi tehvitle oldurdun
Çölde leylayi buldurdun
Canlarin cani efendim
Zülfü arkadan orülmüş
Ela gözleri sürünmüş
Nurdan ortüya bürünmüş
Canlarin cani efendim
Seyreder gönül aynamdan
Yansir cangözü leylamdan
Kirklarin nuru şeydamdan
Canlarin cani efendim
Ete kemiğe burunduk
Dali budaktan soyulduk
Bir beden olup birleştik
Canlarin cani efendim
Yar oku saplar sineme
Dondurur felek çarkine
Çaldirir gönül telime
Canlarin cani efendim
Safiye nefsin elinden
Çektirir sana dilinden
Savurur aşkin yelinden
Canlarin cani efendim
Aşık Safiye
Vakti Seher
Âşık Saliha Esma kara
Destur pirim Sultanım
Tüm kapılar açar Mevla
Ne güzeldir bak bu vakit
Rahmet nur-u yağar kula
Ne güzeldir bak bu vakit
Nasip dağıldığı zaman
Aşk muhabbet dolar inan
Himmet eder Pir-i Piran
Ne güzeldir bak bu vakit
Semadan melekler iner
Namaz kılanları dener
Dua tüm günülde siner
Ne güzeldir bak bu vakit
Seher gülleri açarken
Aşk-ı esrar-ı sunarken
Gönüllere bal akarken
Ne güzeldir bak bu vakit
Mübarek ay hürmetine
Sarar kulu Rahmetine
Bin bir türlü nimetine
Ne güzeldir bak bu vakit
Aşık Aşina
MUHAMMED ÂLİ
Bana tam teccel'li bir nazar-ı ile
Kalbimi oklayan Muhammed Ali
Ezelden ebed,ten o günden beri
Gönlümü yoklayan Muhammed Ali
Besledi büyüttü gül bahçesinde
Bir tek aşk konuşur hal lehçesinde
Akıl almaz sırlar var bohçasında
Sevdamı saklayan Muhammed Ali
Ne yer ne gök almaz vasfı derindi
Mevlanın Cemali O'ndan göründü
Teslim oldum aşka ruhum arındı
Nefsimi paklayan Muhammed Ali
Aşina bu aşktan yandım ne çare
Bu dert etti ben-i hem pare pare
Görüşmemiz kaldı ruzi mahşere
O yerde bekleyen Muhammed Ali
Aşık Aşina
ALİ TURAB
Ben istemem hiç bir derman
Dertli başım Ali Turab
Yanar gönlüm ciğer püryan
Gözde yaşım Ali Turab
Her bir sözü Hakk'tan yana
İlmî ledün vermiş O'na
Sevdasıdır rızık bana
Ekmek aşım Ali Turab
Çekerim hasret virdimi
Buldurdu gönül yurdumu
Kime dökerdim derdimi
Hem sırdaşım Ali Turab
Hayranım Seyyid soyuna
Kurbanım ahlak huyuna
Düşmüş Aşina payına
Kara kaşım Ali Turab
Âşık Aşina
Gönül Gönül
Bağ dururken viran yurda
Göçme gönül göçme gönül
Bir ayağın olsun yerde
Uçma gönül uçma gönül
Kara sevda gitmez serden
Kopmaz inceldiği yerden
Can boğaza gelse yarden
Geçme gönül geçme gönül
Nefsim zorlanıyor güçde
Aşk olmasa gelmez vecde
Yâr gönlüne etmek secde
Suç mu gönül suç mu gönül
Belki kara yazmış kalem
Bir sende mi keder elem
Sen doydun da cümle alem
Aç mı gönül aç mı gönül
Çok oldu açmadan solan
Pervaz vurda sahra dolan
Yalnız Hakk'a kurban olan
Koç mu gönül koç mu gönül
Yüreğim yarası yârim
Nereden başlasam yarım
Aşina bilmem kim varım
Hiç mi gönül hiç mi gönül
Âşık Esmahan
Destur pirim Sultanım
Allah ı unuttuk dünya zevkinden
Zamanmı değişti benmi degiştim
Arkadaşlık artık çıkar yüzünden
İnsanmı değişti benmi degiştim
Mevlâyı çok anan kalbi nur alır
Sadık olan Pir-in yanında kalır
Nefsine uyanın gönlü daralır
İmanmı değişti benmi degiştim
Alem saza caza dalmış gidiyor
Şeytan nefis oyunudur bilmiyor
Gül Muhammed ümmetini inliyor
Davranmı degişti benmi degiştim
Yar-ı ömrüm boşa geçti zararım
Ben özümü bulamadım ararım
Divanına geldim yâr son kararım
Şanımmı degişti benmi degiştim
Âciz Esma sıkı sarıl Mevlaya
Caba göster ulaş zülfü leylaya
İmanın gücüyle yürü deryaya
Anımmı değişti benmi degiştim
Âşık Esmahan
Destur pirim Sultanım
Yıllardır sobbet dinlerim
Ben kendimi bilemedim
Pir eşiğinde beklerim
Ben kendimi bilemedim
Yanarım dumanım tütmez
Harlandı ateşim sönmez
Gözümde yaşlarım dinmez
Ben kendimi bilemedim
Sunarlar vahdet-i ask-ı
Huzur divan gönül akı
Sarar Rahmeti kul hakkı
Ben kendimi bilemedim
Talibim murada ersem
Zalim nefsi aşkla ezsem
Esmahan boşta gezsem
Ben kendimi bilemedim
Âşık Gülün
Teslim Oldum Aşk Eline
Yar aşkınla tutuşur oldu bu gönül
Gel desen olmuyor git desen olmuyor
Nasıl bir çiledir,zevkü sefa verir
Dur desen olmuyor kal desen olmuyor
Kah eser rüzgarin,savurur bilmessin
Ya gökte olur yada yerde sezmezsin
Mevlanın takdiri inan çözemessin
Göz görse olmuyor kör olsan olmuyor
Dipsiz kuyulara düsürürler bazen
Sessizlik sarar sarılırsın ateşlen
Bir damla aşkla kurtulursun,hapisten
Seslensen olmuyor suskunluk olmuyor
Ey gidi aciz nefsim,derdim bak senle
Ya sen adam olursun ,yada ben senle
Unutma kim kul eden Mevlada senle
Gülün bu söz üstüne söz söylemiyor
Âşık Dilara
Destur Pirim Sultanım...
Gençlik aşkına çağlanmış
Meyhanede dem aranmış
Gözüne perde kapanmış
Gör dediler Baba Dursun
Cismi aleme dalmışken
Nefsin elinde kalmışken
Kendini meye salmışken
Dur dediler Baba Dursun
Hüviyetini almışlar
Himmetiyle sır olmuşlar
Huzurullaha sarmışlar
Sar dediler Baba Dursun
Beşikten açılır perde
Ararsın eşiğim nerde
Kayışdağı denen yerde
Kal dediler Baba Dursun
Hayran eylersin aşikar
Dolar sinenden kaşıklar
Şahı Merdana aşıklar
Yan dediler Baba Dursun
Ehli pazarda satılmış
Piri nazarı katılmış
Beden varı arıtılmış
Can dediler Baba Dursun
Eleklerden elemişler
Yediler kapın demişler
Kırklarda yerin vermişler
Gel dediler Baba Dursun
Beni benden atıyorlar
Cana canı katıyorlar
Aciz gönlüm tutuyorlar
El dediler Baba Dursun
Aşkın esrarı gönlünde
Nazarı şeyda özünde
Ehli aşıklar közünde
Dal dediler Baba Dursun
Pirim gönlüm bir kuyudur
Ehli aşk akan suyudur
Maksut Babamın nurudur
Yar dediler Baba Dursun
Vardan yoka canı bulan
Dilara gül yarin olan
Ol Emin'in gülù dolan
Gül dediler Baba Dursun
Âşık Dilara
Ali Haydar
Aciz gönlümün ocağı nerdedir
Dediler adını Ali Haydar'dır
Maksut pirimin kucağı nerdedir
Dediler adını Ali Haydar'dır..
Kundakta bebeğin açar gözünü
Nuru himmetiyle yakar közünü
Şeydayı bülbüller söyler sözünü
Dediler adını Ali Haydar'dır...
Vahdeti aşkıdır şeyda yapında
Ötüşür bülbüller senin kapında
Toplanır aşık maşukun çatında
Dediler adını Ali Haydar'dır...
Her bülbülün ayrı ayrı divane
Eylersin aşkınla döner pervane
Küçücük yürekte koca bir hane
Dediler adını Ali Haydar'dır...
Sinesinden aşkı akan pınardır
Nicedir dalları şahım çınardır
Adını dillerden akıtan yardır
Dediler adını Ali Haydar'dır...
Kırkların deminden dolar çeşmisi
Yedi olukludur kanar sinesi
Dilara gülünü sarar yaresi
Dediler adını Ali Haydar'dır...
Âşık Dilara
Efendim
Muhammed Ali elinden
Pirim Seyyit Ali Turab
Akar gönlüme dilinden
Pirim Seyyid Ali Turab...
Aşkı sefadır çekende
Gönlüne mihman edende
Yokluk bağına gidende
Varım Seyyid Ali Turab...
Döner aşkı pervaneler
Öter zülfü divaneler
Çağırır ol meyhaneler
Barım Seyyid Ali Turab...
Kevserinden sular akar
İlmi aşıkları yıkar
Sırrı esrarından çıkar
Dürüm Seyyid Ali Turab...
Dilarayı zâr eyletir
Ehl-i aşk-ı var eyletir
Nesimi'yi dâr eyletir
Derim Seyyid Ali Turab...
Âşık Güzide
Ak Şemsettin
Gönlüme doldu hasretin
Yar himmetini beklerim
Huzuruna al isterim
Ak Şemsettin hazretlerim
Yoluna sen Sadık oldun
Pirin nazarıyla doldun
Sorgusuz sualsız durdun
Ak şemsettın hazretlerim
Ebu Bekir dendir soyu
Kimseye benzemez huyu
Ak Saçlı nurludur yüzü
Ak Şemsettin hazretlerim
Fatih Sultanın hocası
Kimsede yoktur Zekası
Zincirle çekilir başı
Ak şemsettin hazretlerim
HACI bayramı Velinin
Müridiydi ak şemsettin
Müjdecisiydi zaferin
Ak Şemsettin hazretlerim
Hızırdan alır haberi
Gönülden görür gözleri
Güzidenin ol rehberi
Ak Şemsettin hazretler
Aşık Şeyda
Sen Allah'a Koş Gönül
Dünya imtihan alemi
Bırak derdini matemi
Aşkla yazdırır kalemi
Sen Allah'a koş gönül
Bırak ki dünya aşkını
Olma nefsinin şaşkını
Aşkı sarsın bakışını
Sen Allah'a koş gönül
Ölüm gelir anlamazsın
Pişman olur duramazsın
Geri dönüş bulamazsın
Sen Allah'a koş gönül
Aşka varınca huzur var
Aşk sahibine olur yar
Sende gönlüne aşkı sar
Sen Allah'a koş gönül
Sonsuz nimet veren odur
Ona varan huzur bulur
Kalpte zikir sesi vurur
Sen Allah'a koş gönül
Nedir gönlünü durduran
Nefsin kölesi olduran
Aşktır huzuru bulduran
Sen Allah'a koş gönül
Aşık şeyda bul pirini
Koş aşka unut derdini
Aşk ile yak yüreğini
Sen Allah'a koş gönül
Tesettürü tarz yaptık
Modayı başa kaktık
Söyle farzı ne yaptık
Affet bizleri Ya Rab
Dar ginir elbiseyi
Kaçırır o seviyeyi
Görmelisin gerçeği
Gördür bizlere Ya Rab
Boyama göz kaşını
Ölçülü sar başını
Helal kazan aşını
Kazandır bizlere Ya Rab
Yapma deve hörgücü
Oluyorsun bir öcü
Nerde imanın gücü
Buldur bizlere Ya Rab
Süsleme sen dışını
Çatmayasın kaşını
Aşkla akıt yaşını
Aşık et bizleri Ya Rab
Kıl beş vakit namazı
Bırakma bazı bazı
Olmaz ki bunun nazı
Kıldır bizlere Ya Rab
Dua eyle secdede
Gözyaşın her hecede
Kur'an oku gecede
Okut bizlere Ya Rab
Kibirlenip yükselme
Kendini büyük görme
Geç olmadan et tövbe
Ettir bizlere Ya Rab
Sevda sende tövbe et
Gör gerçeği secde et
Allah için hizmet et
Gördür bizlere Ya Rab
Yok ki benim servetim
İmtihan gelen derdim
Sabretmeyi öğrendim
Sabrimi ver Yarabbi
Pişmanlıkla eğildim
Nefsimi yenip geldim
Tövbeyi ben öğrendim
Tövbe ettir Yarabbi
Büyüktür merhametin
Sayısızdır nimetin
Affolunmak niyetim
Affet beni Yarabbi
Günahkarım gül rabbim
İsyan benim ne haddim
Günahıma tövbe ettim
Sev beni de Yarabbi
Boşa geçti bu yaşta
Varmalıydım bu aşka
Senin aşkın bir başka
Yak aşkınla Yarabbi
Viraneydim aşkınsız
Gönlümdü sensiz ıssız
Kaldım yolda ışıksız
Işıklandır Yarabbi
Aşkı buldum şenlendim
Yoluma ışık verdim
Yanarak sana geldim
Gör aşkımı Yarabbi
Gülüm dalda yeşerdi
Aşkım ile beslendi
Sevda aşkına erdi
Erdir aşka Yarabbi
Aşık şeyda kapında
Açıyor dıyarında
Bülbül gezer bağrında
Aşka doyur Yarabbi
Sevdirdi mevla gönülleri
Aşk ile süsle ömürleri
Açsın bağrında ki gülleri
Yana kavrula gel Mevlaya
Bu aşk başkadır tatmalısın
Aşk yangınına varmalısın
Pirini birgün bulmalısın
Aşkla ağlaya gel Mevlaya
Girdinmi ki aşkın yoluna
Yangın düşer o gün soluna
Melek arkadaştır koluna
Aşkı bulmaya gel Mevlaya
Aşkı yaşamak yürek ister
Yansın yürek aşkını göster
Aşkın büyür Mevlaya gider
Aşkla yanmaya gel Mevlaya
Kalbim aşk ile zikir eder
Sende aşık ol unut keder
Düşünme ki elalem neder
Aşkı tatmaya gel Mevlaya
Kır nefsini aşkı bulursun
Kalbini dinle ne durursun
Doğru yolu elbet görürsün
Aşık olmaya gel Mevlaya
Aşkla yanan kalbin varsa
Ateş büyüyüp seni sarsa
Anlarsın aşkı bana kalsa
Aşka varmaya gel Mevlaya
Âşık Gül Visal
Baba Dursun
Güller kadar seviyorum
Gülüm baba Dursunudur
Her nefeste övüyorum
Yolum baba Dursunudur
Arasam gönülde bulsam
Bir yek nazarından dolsam
İyi olsam kötü olsam
Halim baba Dursunudur
Kalbimi kapladı aşkı
Gönüllerde hazır köşkü
Bizi hazır eden meşki
Gölüm baba Dursunudur
Her baharı yaz duyarım
Her bakışı naz duyarım
Her halından haz duyarım
Balım baba Dursunudur
Gül Visali halim harap
Yoluna olmuşum turap
Bana ihsan eyle Yarab
Dolum baba Dursunudur
Aşık Mahbube
Vakti Zamanı
Sultanlarım başımda taç
Ey mahbub sen nefsinden kaç
Seher nurun üstüne saç
Vakti zaman-ı zaman-ı
Hakkı gönlünde barındır
Gül yaraların sarındır
Mahşerin yakın yarındır
Vakti zaman-ı zaman-ı
Başını koymazsan olmaz
Nefsinin ateşi solmaz
Hak rahmeti nuru dolmaz
Vakti zaman-ı zaman-ı
Gonca oldum dalındayım
Pirim himmet salındayım
Seher nuru balındayım
Vakti zaman-ı zaman-ı
Can Resulum gönlümü çal
Nefis artık uzakta kal
Bak akıtıyor pirler bal
Vakti zaman-ı zaman-ı
Buğday gibi savurdular
Hak aşkıyla kavurdular
Mahbub kulu söylettiler
Vakti zaman-ı zaman-ı
Âşık Züleyha
Aşka Gönül
Aşk kervanına düştüm
Pir elinden tutundum
Muhammed'e vurulmuşum
Can efendim can efendim
Ben bu yola başım koydum
Gerçek aşkı onda gördüm
Muhammed nuruyla doldum
Can efendim can efendim
Züleyha dünyaya kanmam
Artık bu nefsime uymam
Ben muhabbetten ayrılmam
Can efendim can efendim
Âşık Saliha
O kadar mürşid var içinden beni
Gelip bulan Ali Turab Pir babam
Yüce Hâk lütfetti hem bana seni
Pir-im oldu Ali Turab Pir babam
Karşılık vermedi sevda restime
Pirler güçlü dedi bu dil bestime
Katre katre akt-ı gönül testime
Akıp dolan Ali Turab Pir babam
Ol Vakt-i serherde uyanıp erken
Bismillah ya Ali ya Hızır derken
Yolumun üstüne serdiler diken
Aşkla yolan Ali Turab Pir babam
Saliha ya bitmez bu benim ahım
Bir türlü yapamam aşk-ı izahım
Çevirdi gecemi gündür sabahım
Açan solan Ali Turab Pir babam
Âşık Aşiyan
Virdi alırsın şeyhinden
Onla olursun gönülden
Hemi gece gündüzünde
Izde beni hatırlayın
Gönülden piri taşıyan
Onu Görmezmi Aşiyan
Herzaman onla bir olan
Gül de beni hatırlayın
SEYYİT ALİ TURAB OCAĞI
Aşıklar Atışması
Geda Ağlar
Toplanıp gelirler huzur divana
Divanın başında Mihman görülür
Badeyi sunarlar ehl-i irfana
Kadehin içinde İrfan görülür
Ali Haydar
Bizde vardık oğul ehli irfana
İrfan meclisinde İnsan görülür
Arif olan geldi durdu divana
Hakkın yollarında Kervan görülür
Maksut Aksu
İtikat eyle bak hak rızasına
Bakın o gönülde İman görülür
Söz geçirmelisin her bir azana
Yaşa bak bir azim Kuran görülür
Vahdet Yedibela
Derviş dervişane ederler himmet
Arifi billah’a İhsan görülür
İrfan mektebinde selamdır hürmet
Salih Saliha da Divan görülür
Geda Ağlar
Bir ah çeksem sende ciğer tüttürür
Alır benliğimi hakka götürür
Bir nazar eylese aklım yitirir
Sana baktığımda Her yan görülür
Ali Haydar
Ya buraya derler aşkı meyhane
Âşıkları gezer deli divane
Bakın âşıklara gelmiş yan yana
En başta oturan Numan görülür
Maksut Aksu
Hakikatte olan mekan bir olur
Gider menziline kervan bir olur
Toplanmış âşıklar devran bir olur
Herkesin gönlünde Sultan görülür
Vahdet Yedibela
Nasip kader bir birini bulunca
Takdiri ilahi orda olunca
Bir avcı avında fani olunca
Her yerden gözüne Ceylan görülür
Geda Ağlar
Geda ağlar bitmez tükenmez sancı
Yalnız biz değil ki hiç kimse hancı
Yedi benli güzel vermiş ilacı
Numan’a verdiği derman görülür
Ali Haydar
Ali haydar derki kemhayı bağla
Otur kapısında coşup ta çağla
Bülbüllere kement atıp ta bağla
Elbette gönlünde mihman görülür
Maksut Aksu
Koydular hem Ali Turab’ tır ismi
Bir türlü makamın olmuyor cismi
Her yana bakınca görünür resmi
Maksutun gözüne canan görülür
Vahdet Yedibela
Bu aşk-ı sevdanın bir çeşit yakar
Lav denizi olmuş bağrıma akar
Gözüm gönlüm yine yollara bakar
Bu Vahdete yeni ferman görülür
(Atışma)
Ali Turab
Tüm Ehl-i aşık olanın sözleri güzel olur
Hak boyasıyla boyanıp özleri güzel olur
Asla onlar uzak değil gönül'lerde yerleri
Görür âlemi noktadan gözleri güzel olur
Geda Sinan
Aşıklar okur ayet cüzleri güzel olur
Yandmı reyhan kokar közleri ğüzel olur
yere göğe sıgmayan bir gönüle sığıyor
Cemalinin nuru vurur yüzleri güzel olu
Üveys Ali
Yolu yürüyenler hal yaşar izleri güzel olur
Kudretden çekerler sürme gözleri güzel olur
Melekler felekler bağlanır gelirler hizaya
Yaşanır hakikat ilmi sözleri güzel olur
Ali Turab
Onlar ezeli sarhoştur akıp durulmaz asla
Resullahın divanında öyle sorulmaz asla
Teklik şehrini dolaşır boşa yorulmaz asla
Mürşid,le yürür her ayak tozları güzel olur
Geda Sinan
İçmişler o ab-u hayat bakarsın harabatlar
Gelirde divana durur cümle kuş ile kurtlar
Vahded'te dolaşır onlar altında arap atlar
Yürür hep Habib yolunda izleri güzel olur
Üveys Ali
Kirlenip deryada pınarda yüzüpte yıkandım
Seherde uyanıp tövbeyle yuyulup arındım
Dökülüp harmana aşk ile sevdaya karıldım
Tefek'kür babında Arif tezleri güzel olur
Ali Turab
Al doludur kadehleri içerler göz önünde
O ehl-i aşk olanları seçerler göz önünde
Bir filim şeridi gibi geçerler göz önünde
Ali Turab der yanyana pozları güzel olur
Geda Sinan
O kadehi yar aşkına içerler ğöz önünde
Nardan kefenlerini biçerler ğöz ününde
Okur epcet huruf-u göçerler göz önünde
Geda Sinan Elif gibi düzleri güzel olur
Üveys Ali
Ayları yılları bağlamışım belime kuşak
Aliyim tarlamda yetişiyor ter temiz başak
Yüz ondört zülüfe seherlerde vururum tarak
Savurur sırma saçların nazları güzel olur
(Atışma)
Âşık Maksut
Bu alem bir gün bilecek
Muhammet mehdi aşkına
Tautu hepten silecek
Muhammed mehdi aşkına
Aşık reşit
Ölü kalpler dirilecek
Muhammed mehdi aşkına
İhvana ruh verilecek
Muhammed mehdi aşkına
Aşık kudret
Balıklar dile gelecek
Muhammed mehdi aşkına
Semalar yere inecek
Muhammed mehdi aşkına
Aşık Maksut
Herkes haddini bilecek
Küfür hizaya gelecek
Mazlumun yüzü gülecek
Muhammed mehdi aşkına
Aşık reşit
Salihleri sesliyorsun
Nazarınla besliyorsun
Giyindirip süslüyorsun
Muhammed mehdi aşkına
Aşık kudret
Akı karayı seçecek
Kendi kendinden geçecek
Ali zülfikar çekecek
Muhammed mehdi aşkına
Aşık maksut
Sevdası kalbe doluşu
Aşk ile bizi buluşu
Maksut'un aşık oluşu
Muhammed mehdi aşkına
Aşik reşit
Reşit aşık gözlerine
Düştüm yarin izlerine
Alem meftun sözlerine
Muhammed mehdi aşkına
Aşık kudret
Kudretim şaha yaslandım
Mehdi resuldan beslendim
Davudum dağdan seslendim
Muhammed mehdi aşkına
Aşık mustafa
Aşıkların düşer zara
Çıkar dağlara dağlara
Bülbüller ötüşür yara
Muhammed mehdi aşkına
Atışma
Geda Sinan
Yarın mahşer günü kurtarmaz seni
Şu fani dünya malına güvenme
Eman kapısından durursan geri
Üsdada üstat halına güvenme
Ali Turab
Şu fani dünyada kimin nesi var
Aşıkta ne var ki mala güvensin
Sineni aç yüce Peygamberi sar
O hâl onun yokki hâlâ güvensin
Geda Sinan
Şol hem cinsin ile uçuşmaz isen
Emribil marufla tutuşmaz isen
Sıdk ile bu dala yapışmaz isen
Düşersin olmadan dala güvenme
Ali Turab
Gurur benlik dağlar yarılmalıdır
Hem nazlı canana varılmalıdır
Kuran'ın hükmüne sarılmalıdır
Blacakki sağlam dala güvensin
Geda Sinan
Fıtratla yoğruldu ademin harcı
Ameli salihle doldur sen hurcu
Ecel vurup yıkar hisarı burcu
Yapasın tunçtan bir gala güvenme
Ali Turab
Ademle var oldu dünyanın zarı
Çoğusun götürdü parayla karı
Gönül ol bir kulun burcu hisarı
Asla çıkmaz kılı kala güvensin
Geda Sinan
Muhammed Mustafa İlim şehiri
Mevlaya bağla evvel ahiri
Musa olan yarar elbet nehiri
Geçerim zannedip sala güvenme
Ali Turab
Muhammed ledünniilminin sehri
Hakikat hükmünü duyurdu cehri
Musa Hak emriyle yardı ol nehr-i
Elinde bir şey yok sala güvensin
Geda Sinan
Varını Lentebur bazarında sat
Servettir insana cihanda sıhat
Ey geda Sinanım bu bir nasıhat
Edepsiz erkansız kula güvenme
Ali Turab
Lentebur sırrından pazar açarım
Ali Turab Lâl-ü mercan saçarım
O,değer bilmezden uzak kaçarım
Daha çocuk ol bir balâ güvensin
SÖYLE EFENDİM
Aşık İhvani
Gözüne bakınca içim eriyor
Bu halin adı ne söyle efendim
Yüksekteki ateş daha yanıyor
Bu halin adı ne söyle efendim
ALİ TURAB
Himmet eden bir kul için eritir
Bu bir tecellidir nur olsa gerek
Aşkla yakar sana yolu yürütür
Yakar varlığını nar olsa gerek
AŞIK İHVANİ
İrşad dökülüyor tatlı dilinden
Şaha kaldırırsın gelir elinden
Bakarsan hak olan mana gözünden
Bu nasıl bir aşktır söyle efendim
ALİ TURAB
İrşad eden Hakk tır temizler özü
Her nereye baksan görünür yüzü
Seninle bakan o Hak kendi gözü
Bunu göremeyen kör olsa gerek
AŞIK İHVANİ
Nefsime tokmağı vurduruyorsun
Zalim şeytanımı kovduruyorsun
Görünce başımı döndürüyorsun
Bu halin sırrı ne söyle efendim
ALİ TURAB
Nefisin başına tokmaksız olmaz
Gönül ocağını yakmaksız olmaz
Yakmaya fitilli çakmaksız olmaz
Mutlaka ustası pir olsa gerek
AŞIK İHVANİ
İhvani gönlünü sana bağladı
Oturdu huzura pınar çağladı
Geç kalmışım dedi yandı ağladı
Yangının adı ne söyle efendim
ALİ TURAB
Aşık maşuğuna gönlünü bağlar
Ali Turab gözden ask olur çağlar
Vuslat için olan her derviş ağlar
Ancak bu bir gizli sır olsa gerek
Ali Turab ve Âşık Ihvani